Geçen hafta bir yakınımın vefatı dolayısıyla taziye evindeydik.
Hoca kılıklı bir şarlatan kendince vaaz veriyordu.
Namaz kılmayan birinin cehenneme gideceğini, hatta o kişinin cehenneme gittiğini mutlaka görmek istediğini, pis ve cırtlak sesiyle hönküre hönküre anlatıyordu.
Sanki kendisi Aşere-i Mübeşşere’dendi de cenneti garantilemiş gibiydi.
Malum, cenaze evlerinde Kur’an’dan ölümle ilgili bir ayet okunur ve ortama uygun bir sohbet edilir.
Böylesine çirkin bir vaaza ilk defa şahit oldum.
Yanlış anlaşılmasın; itici, cahil, yobaz olanına çok rastladım ama böylesi bir üsluba sahip olanını ilk kez gördüm.
Bu tespitime kızacak olanlar olacaktır; ancak bugün İslam âlemi suyu çekilmiş dere yatağı gibiyse, hiçbir yaraya merhem olamıyor, akan gözyaşlarını dindiremiyorsa, insanlar adaleti sosyal medyada arıyorsa, bunun sebebi dini sadece ritüellere indirgeyen, sorgulamayı ve düşünmeyi engelleyen, hatta cezalandıran bu din anlayışıdır.
İslam coğrafyasına şöyle bir baktığınızda, kan, gözyaşı, açlık ve sefaletten başka ne görüyorsunuz?
Amerika ve İsrail’in uşaklığını yapan birkaç Arap ülkesinden başka hangisi yaşanılabilir durumda?
Sadece güzel ülkemiz Türkiye diğerlerinden farklıydı; “farklıydı” diyorum, çünkü son 24 yıllık iktidar sahipleri, sanki bir şeylerin intikamını almak ister gibi,
Ulu önderimiz, ebedi başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün temellerini attığı laiklik, demokrasi ve hukuk devleti gibi tüm kazanımları yıpratarak ya da yıpratılmasına göz yumarak ülkeyi Ortadoğu devletlerine benzetmeye çalışıyor.
Ahlaklı, dürüst bir insan olmak için herhangi bir dine inanmak şart değildir; ama bir dine inanıyorsan ahlaklı olmak şarttır.
Bırakın semavi dinleri, Budizm, Hinduizm, Şintoizm gibi teist olmayan dinlerde bile ahlaklı olmak en temel prensiptir.
İslam coğrafyasında Müslüman bir aileden doğduğu için Müslüman olanın, Hindistan’da Ganj Nehri’nin yanında doğduğu için Hindu olan birinden üstünlüğü olamaz.
İnsanların diniyle, mezhebiyle uğraşmayı artık bırakmalıyız.
Muhtemelen sizin de duyduğunuz, tam olarak kime ait olduğunu bulamadığım muhteşem bir cümleyi hatırlatmak istiyorum:
“İnsanlara Allah’ın soracağı soruları sormayın.
Kulun kula soracağı soruları sorun: Aç mısın, susuz musun, bir ihtiyacın var mı?”
Ahlakçılık yapmak, ahlaklı olmak değildir; hatta iğrenç ötesi bir davranış biçimidir.
Herkese esenlikler dilerim...