İdeoloji, dava, yoldaşlık, inandığımız ne varsa artık yok.

Bakınız, 50 yıllık terör 12 maddeyle sona erebiliyorsa, “Neyi beklediniz?” diye sormadan edemiyoruz.

Onca şehit, gazi, bir de karşı tarafın kayıpları, üstüne ekonomik kayıplar derken...

Hakikaten bu kadar kolaydı, bunca zaman neyi, neden beklediniz efendiler?

Tecrübe ettiğimiz, adına “barış süreci” dediğimiz bir tarih yaşamıştık.

Binlerce yıldır aynı coğrafyada yaşadığımız, akraba olduğumuz, kardeş olduğumuz Kürt halkları başta olmak üzere, 32'nin üzerinde etnik kökenden yurttaşlarımız ile tabanda asla bir sorunumuz olmadı.

Kız aldık, kız verdik.

Aynı acılarda ve savaşlarda, mutluluklarda ve gözyaşlarında bir olduk.

Hiçbir zaman Kürt diye ötelemediğimiz...

Ülkemizde İnönü ve Turgut Özal olmak üzere iki Kürt Cumhurbaşkanımız, yüzlerce milletvekilimiz, yine bakanlarımızın olduğu...

Varlığı ile gurur duyduğumuz sanat camiasından spor, iş, siyaset, akademik hayatta göğsümüzü kabartan binlerce başarılı Kürt yurttaşlarımız ile...

Barış ve huzur içinde yaşadık, yaşamaya da devam ederken...

“Terör örgütü ile pazarlık yapılmaz.” diyenlerin yaptıkları pazarlıkları, hayret edilecek duygularımızın bile elimizden alındığı bir ortamda Yüce Türk milleti ile izliyoruz.

Umarım sizin öngörünüz ve vizyonunuz başarılı olur.

Lakin uğruna binlerce yıldır mücadele ettiğimiz tüm ideolojik duygu ve düşüncelerinizi de bir kalemde sildiniz.

Benim ayakta alkışlamak istediğim %10'luk bir dilim var.

DEM, yüzde 10 ile %90'lık ülke siyasetine, ideolojilerinden taviz vermeden “dur” dedi.

“Ben ne istersem o olacak.” dedi.

İnançlarından ve davalarından asla taviz vermediler.

Adamlara helal olsun.

Aksaray'a, o zamanki ismi HADEP olan parti binası açılırken ortalığı ayağa kaldıran, taşlı sopalı vatan sevdalıları bile artık DEM'i alkışlıyor.

Bu nasıl bir döngüdür?

Çok değil, 2023 seçimlerinde “PKK-DEM ile iş birliği yapacaksınız” diye suçladıkları, seçim bölgelerinden kovdukları İYİ Parti ve CHP milletvekili adaylarından bir özür bile dilemeyen bu zihniyet...

Şimdilerde sessiz sedasız sağa sola bakınırken, “Sağcı mı, solcu mu olsam?” diye düşünemiyorlar bile.

Ortada inanacakları bir ideolojileri kalmadı.

Bazıları DEM'e hep imrenirdi.

Kapılarını bir çalsınlar, belki DEM kucak açar.

 

Türkiye şeyhler, dervişler memleketi olamaz.

Süleymancılara yapılacak operasyonun ayak seslerini bir yıldır duyuyorduk.

FETÖ benzeri bir yapı, deli dehşet mal varlıkları, paralar, binalar...

Ama en acısı, İçişleri Bakanlığı bünyesinde güçlü yapılanmaları...

Sağlıkta Menzilciler, İçişlerinde Süleymancılar, Millî Eğitimde FETÖ'cüler derken ülke, bildiğimiz tarikatların rahat rahat at koşturduğu bir yapıya dönmüş.

E bu durumdan siyasiler her zaman haberdardı.

Ah, o gözü kör olası zihniyet, bugünlere kadar bu yapılara oy uğruna, menfaat uğruna hep göz yummuştu.

Sadece ileriyi gören bir lider çıkıp:

“Efendiler, bu güzel ülke şeyhler, şıhlar, meczuplar, tarikatlar ülkesi olamaz.” demişti.

Din adı altında mal, mülk, güç devşirenlerin korkulu rüyası Atatürk'ü bugün dünden daha iyi anlıyoruz.

Kalın sağlıcakla.

Hepinizin kirpiklerinden öperim.