Romanı okurken insanın aklına ister istemez şu geliyor: Neden adı “Tanrı Olmak Zor İş?”
Romanı okurken insanın aklına ister istemez şu geliyor: Neden adı “Tanrı Olmak Zor İş?”
Çünkü burada “Tanrı olmak”, her şeyi bilen ve her şeyi değiştirebilecek güce sahip olmak anlamına geliyor.
Ama işin tuhaf tarafı şu: Gücün var diye her şeye müdahale edemiyorsun.
Düşünsene…
Gözünün önünde insanlar eziliyor, öldürülüyor, haksızlığa uğruyor.
Sen ise bütün bunları değiştirebilecek güce sahipsin.
İçinden “Müdahale et, durdur şu kötülüğü!” diye bir ses geliyor.
Ama bir yandan da biliyorsun ki yaptığın her müdahale, o toplumun geleceğini ve insanların kendi kaderlerini değiştirebilir.
İşte Rumata’nın asıl mücadelesi burada başlıyor.
Bence romanın en dokunaklı tarafı da bu.
Çünkü Rumata bir Tanrı değil; acı çeken, öfkelenen, dayanamayan bir insan.
İnsanların yaşadığı zulme tanık oldukça kendi koyduğu sınırları korumakta giderek zorlanıyor.
Bizim hayatımızda bile böyle değil mi?
Sevdiğimiz bir insanın yanlış bir karar verdiğini düşünüyoruz, onu kurtarmaya çalışıyoruz.
Ne kadar iyi niyetli olsak da onların hayatına fazla müdahale ettiğimizi fark etmiyoruz.
İşte kitap bana biraz bunu düşündürdü.
Güce sahip olmak kolay olabilir; asıl zor olan o gücü ne zaman kullanacağını bilmektir.
Arkadi ve Boris Strugatski’nin “Tanrı Olmak Zor İş” romanı, bilimkurgu kisvesi altında insan doğasını, iktidarı ve ahlaki sorumluluğu sorgulayan oldukça güçlü bir edebi eser.
Romanın en çarpıcı yanı, “gelişmiş insanın geri kalmış bir toplum karşısında ne yapabileceği” sorusudur.
Yazarlarımız, bilgi ve güce sahip olmanın, müdahale etme hakkı anlamına gelmediğini gösterir.
Başkahramanın yaşadığı çaresizlik, aslında Tanrı gibi görülmenin değil, insan kalmanın zorluğudur.
Edebi açıdan romanın dili ironik, yer yer karanlık ve düşündürücüdür.
Orta Çağ atmosferiyle bilimkurgu unsurlarının birleşmesi, tarihsel şiddeti ve baskıyı yabancılaştırarak okuru düşündürür.
“Tanrı olmak zor iş” sözü de giderek “insan olmak ne kadar zor” sorusuna dönüşür.
Romanın son sayfasını kapattığınızda hikâye bitiyor ama soruları bitmiyor:
Bir şeyleri değiştirebilecek gücümüz varken susmak mı daha büyük kötülük, yoksa iyilik adına sınırları korumak mı?