Akıl tutulması yaşıyoruz, olmaz arkadaşlar olmaz, bizden olmaz.

Yaz mevsimi ile başlayan hasat zamanıyla,

Ziraat Odası Başkanı başta olmak üzere Tarım Orman Müdürlüğü “Anız yakmayın” diye her sene bangır bangır ilana çıkar, haberler yapılır.

Ülkede yaşanan orman yangınlarından dolayı Aksaray Valiliği, orman alanlarına girişin yasak olduğunu cami hoparlörlerinden, sosyal medya hesaplarından, bizler yayıncı kuruluşlarımızdan bangır bangır duyuruyoruz.

Yok anam, yok paşam!

Millet sağır, kör, dilsiz olmuş.

Ağaç yoksunu Aksaray’da belli başlı birkaç noktamız var nefes aldığımız.

Babası belli olmayanlar, anız yakmak ya da göz zevklerine hitap etmiyor diye kuru otları yakmak adına 10 hektar alanı yaktılar.

İşin ilginci, o yangını çıkaran babası belli olmayanları jandarmamız hâlâ tespit edemedi.

Bu kadar sorumsuz, bu kadar duyarsız bir halk olmanın verdiği utançla yazıyorum.

Bizden olmaz kardeşim.

O otlar nerene battı be hey müptezel de yaktın!

Senin de evine ateş düşsün, ocağın yansın.

10 hektarlık yanan alanın kontrol altına alınması ve gece geç saatlere kadar söndürülmesinde,

Özveriyle çalışan tüm kamu ve sivil kuruluşlarının emeklerine sonsuz teşekkürler.

Yalnız, bu alanı yakanlar Mars’tan gelmedi,

Bu alanı yakanların Aksaray gibi bir alanda bulunması hiç de zor olmasa gerek.

Jandarmanın yaptığı en küçüğünden büyüğüne operasyonları haber bültenlerine çeviren sayın yetkililer,

Sizlerden bu alanı yakanlar hakkında yapılan işlemlerle ilgili de haber metni bekliyoruz.

Tarlada keneviri yakalamak, evde zulada yasaklı madde yakalamak güzel…

Görelim bakalım.

Alan belli, yöre halkının nüfusu ortada, mutlaka bir gören, duyan vardır.

Şu yeşil vatan düşmanlarını bir yakalayın da ülkeye “Örnek bir operasyon” diye göğsümüzü gere gere haber yapalım.

Yapacağınız bu incelemeler ve çalışmalar yöre halkı için de farklı bir bakış açısı yaratacaktır.

Jandarmadan bu yangın ile ilgili yaptığı soruşturmanın akıbetini merakla bekliyor olacağız.

Bir teşekkür etmeyi çok görüyoruz

Hepimiz sosyal medya bağımlısı olduk.

Dünyada sosyal medyayı sık kullanan ülkeler arasında ilk 5’te olduğumuzu sanırım hepimiz biliyoruz.

Sosyal medya platformlarında olmak istediğimiz ya da olmadığımız ne varsa oyuz.

Sahteyiz...

Ezikliğini sosyal medya üzerinden başkalarına farklı bir hayat yaşıyormuş gibi sunanların foyası, gerçek hayatta kısa sürede önümüze çıkıyor.

Geçtiğimiz haftaydı sanırım; Rıza Tamer diye bir şarkıcı müsveddesi…

Bu adam zaten yıllar önce bir TV programının düzenlediği yarışmaya katılmış,

“Bundan bir cacık olmaz” diyen jüri üyeleri bunu sepetlemiş.

Bu, epey bir süründükten sonra hasbelkader bir gencin bunu köprü altında şarkı söylerken çekmesiyle birden popüler olmuştu.

Şarkısı, eh işte, biraz kalbe dokunuyordu ama hepsi buydu.

Sonra bunun aptalca bir Azerbaycan çıkışı, salak saçma muhabbeti…

Geldiği çöplüğe geri dönüşü, çıkışından hızlı olacak gibi.

Canlar, sosyal medyada hava atmayla bu işler olmuyor.

Sosyal medyada uyduruk titlelar yazmayla o kişi olmuyorsunuz.

Yayın koordinatörü, gazeteci, yaşam koçu vs…

Hayatı yaşayarak, adımları tek tek atarak, bulunduğunuz konuma alın teriyle gelirsiniz.

Sonra birileri sosyal medya titlelarınızla sizin kafanızı okşar, sekreteri yapar,

“Hadi kızım, ara şu numaraları” der;

Siz de tatlı yaşam konforunuzla, elde telefon, ciğeri beş para etmez adamları birilerinin cebini doldurmak için yalvar yakar ararsınız.

Hayat, sosyal medyada hava atmaya benzemez.

Ama hâlâ bu yaşta lambadan cin çıkacağına inanan insanların olması da şaşırtıcı.

Kalın sağlıcakla,

Hepinizin kirpiklerinden öperim.