Organize İşler filmini izlediniz mi?
İzlemediyseniz tavsiyemdir, Yılmaz Erdoğan’ın yazıp yönettiği ve bir de başrolünü oynadığı sinema filmi.
Gerçi bu filmin ikincisi de güzeldi, her ikisini de lütfen izleyin.
Aksaray Organize Sanayimiz ile bu filmin pek alakası yok da isim benzerliğinden filmi de hatırlatayım istedim.
Büyümesiyle gurur duyduğumuz Aksaray Organize Sanayimizde işler bu aralar pek iyi gitmiyor.
Tekstil sektörü tası tarağı toplayıp Mısır’a yelken açmış,
3 bin kişiyi istihdam etmeyi planlayan, sahibi Aksaraylı tekstil firması, çalışan sayısını 500’e kadar düşürmüş, gidiyor.
Diğer taraftan Organize Sanayi’de lojistik girdileri her geçen gün arttığı için birçok büyük fabrika homurdanmaya başlamış.
Yine ülkemizin en önemli sanayi kuruluşlarının Aksaray’da üretim yapan firması,
“Bizi tren gelecek diye kandırdınız. Nerede bu yük treni?” diye iyiden iyiye sesini yükseltmeye başlamış.
Gel bu tarafa,
Birkaç yıl önce dünyanın dev otomotiv firması da aynı dertten muzdarip.
Bu yük treni işi olmazsa fabrikayı başka bir ülkeye taşıyacağını her fırsatta gündeme getiriyor.
Maliyetler, ekonomik sıkıntılar, krediye ve nakde ulaşmakta zorluk yaşayan iş insanları Organize Sanayi’de işlerini ve kapasitelerini yarı yarıya düşürmüş durumda.
Bir de bunlara denetimsizlik eklenince,
Organize Sanayimiz bu aralar kaderine terk edilmiş bir görüntü çiziyor.
Bu düşünceler bana ait değil, geçtiğimiz hafta OSB'de görüştüğüm birkaç müteşebbise ait.
Buna rağmen yatırım yapmaya devam eden, üretime katkı sağlamak için faize değil ham maddeye ve üretime para ayıran iş insanlarımız da mevcut.
Lakin Organize Sanayimizde dertler maddi manevi büyüyor sayın yetkililer.
Bence OSB'deki iş insanlarını bir toplayıp,
“Haliniz nicedir?” diye sormanızda fayda olacaktır.
Ayrıca Organize Sanayi’de faaliyet gösteren işletmelere sıkı bir iş güvenliği denetimi şart.
Geçtiğimiz ay yaşanan iş kazasında, aynı fabrikada 2 yıl içinde 2 işçinin hayatını kaybetmesi tam bir denetimsizlik ya da üstün körü yapılan işlerin bir sonucudur.
Bugün ilimiz OSB’de çok tehlikeli iş sınıfı oldukça fazla.
İş güvenliği firmaları da dahil, çok acil olarak Organize Sanayi ve Yeni Sanayi’de iş güvenliği ile ilgili sıkı bir çalışma yapılması gerekmektedir.
İnsan hayatı sadece bizim ülkede mi bu kadar ucuz canlar?
Özetle Organize’mizin, acil organize birkaç dokunuşa ihtiyacı var.
Maden Kanunu teklifine hiç göz gezdirdiniz mi?
Gariplikler ülkesi Türkiye’mde bir Maden Kanunu teklifi, muhalefetin çırpınışlarına rağmen Meclis’te yasalaşarak yürürlüğe geçti.
Kamuda “Zeytinlik Yasası” olarak bilinen,
AK Parti Grubu’nun önerisiyle, maden sahalarında bulunan zeytinliklerin sökülmesi yönetmeliği, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın iznine tabi oldu.
Bu şu demek:
Sizin tarlanızın altında maden varsa, devlet baba tarlanızdaki ağaçları sökerek orada maden arayacak, size de birkaç ağaç verecek, "hadi başka yere” diyebilecek.
Yakında zeytini taneyle yemeye başlarız, zeytinyağını zaten bulamıyoruz.
Söz konusu sadece zeytin de değil, nerede içinde bir mahsul yetiştirdiğiniz araziniz varsa ve oralarda maden olduğuna inanılıyorsa,
Hah! Orası artık sizin değil.
Tarım ülkesi olan Türkiye’m halihazırda eti, sütü, buğdayı hatta geri dönüşüm için çöpü bile yurt dışından alırken,
Önümüzdeki süreçte zeytinyağını, zeytini, elmayı, portakalı, hıyarı da yurt dışından alır hale gelecek.
Hakikaten, nedir bu çektiğimiz, anlaşılır gibi değil.
Benim merak ettiğim:
Bu iktidar partisi milletvekillerinin ailesi nerede, ne iş yapıyor?
Hiç mi bunlarda tarımla uğraşan aile fertleri yok?
Çocuklarına, torunlarına nasıl bir ülke bırakacaklar?
Neticede onların da nesli bu ülkede yaşamıyor mu?
Anlaşılır gibi değil,
Kalın sağlıcakla.
Hepinizin kirpiklerinden öperim.