Memleketin iki güzide firması yan yana, uzun yıllardır bildikleri ve sevdikleri işi yapıyorlar.

İştir, rekabettir; zaman zaman o ya da bu nedenle tartışmalar olur.

Hatta bazen olmasa da sinirler gerilir, ellerdeki çay bardakları sağa sola atılır.

Sinirler yatışınca, uzun yılların yan yana verdiği ezeli rekabete karşı ebedi dostluk devreye girer,

Küçük, büyüğünden özür diler, sarılır, olaylar kapatılır.

Tabii bu işlerin buralara kadar tırmanmasına büyükler engel olur,

Kanı hızlı akan evlatların kulakları çekilirdi.

Ha, yine ceviz kabuğunu doldurmayacak laflar, sözler havalarda uçuşsa da,

Gücü gücüne yeten denk getirdi mi birkaç afili sözlerle birbirlerine atarlı giderli hâl ve hareket içine girilebilirdi.

Ülkemizin hemen hemen her otogarında bu ve buna benzer olaylar,

Toplu taşıma hayatımıza girdiği günden günümüze istemesek de oluyor.

Ama kardeşim,

Olayların bu kadar organize bir hâl alması nedir?

Otogar olayında azmettirici olduğu iddia edilen şahıs, “Tetikçiyi tanımıyorum” diyor.

Tetikçi, savcılık ifadesinde kendisini Aksaray’a getiren, “abim” dediği kişi ile azmettirici olduğu iddia edilen kişiyi tanıdığını söylüyor.

Tetikçiyi Aksaray’a getiren şahıs, Aksaraylı sevgilisine otogardaki vurulan şahsı takip ettiriyor,

Sosyal medya hesaplarından bilgilerini toplatıyor.

Tetikçi, “Aksaraylı kız benim sevgilimdi, sevgilime uygunsuz mesajlar attı diye vurdum” diyor.

İşin en ilginci, tetikçiyi Aksaray’a getiren kişiye “abim” diyor.

Abisi, tetikçinin sevgilim dediği kıza, “Benim sevgilim, 1 yıldır birlikteyiz” diyor.

Tetikçiye savcılıkta soruyorlar: “Nasıl senin sevgilin? Abim dediğin ve seni Aksaray’a getiren kişi ile sevgilim dediğin kız sevgiliymiş” diyorlar.

Tetikçi, “Hassss, nasıl yani? Şimdi sizden öğrendim” diyor.

Aksaraylı kızımız Adana’ya okumaya gidiyor ama hiç okumakla yolları kesişmemiş dostlar ediniyor.

O da tetikçiyi birkaç defa sevgilisinin yanında gördüğünü iddia ediyor.

Asıl olayın kahramanı, manitasına ajanlık işi yüklüyor ama mahalleden tanıdığım dediği tetikçi ile manitasının arasında ne olup bittiğini sanırız o da savcılıkta öğreniyor.

Ama işin en trajikomik tarafı:

Bizim mahallenin yakışıklısı bunları hiç tanımadığını, olay günü Ankara’da olduğunu söylüyor.

Ama ne hikmetse başta tetikçi, sonra Aksaraylı araştırmacı kızımız ve tabii ki ağır abimiz, bu firma sahibi ile tanışık olduklarını;

Tutuklanan 3 şahsın da savcılık ifadesinde bu şahsı birkaç kez gördüklerini,

Hatta beraber farklı mekânlarda bir araya geldiklerini beyan ediyorlar.

Savcılık aşamasında olaya bakan savcı, bu dört şahsı tutuklamaya sevk ediyor.

Mahkeme, bizim yakışıklıya “Sen adli kontrol ve yurt dışı yasağı ile serbestsin” kararı verip diğer 3 kankayı tutukluyor.

Bu haberin tüm detayları Sabah Gazetesi’nde yayınlanmış.

Haberle ilgili birkaç ulusal medyada tanıdığım editör ve haber müdürü beni arayarak,

“Şimdi bu olayda bu kadar açık ve net ifadeler varken, azmettirici olduğu iddia edilen kişi serbest mi?” diye sordular.

Bu soru aslında bir hayli sorunlu.

Şimdi biz de şöyle bir soru soralım o zaman:

3 tutuklu ve biri Aksaraylı kız…

Diğerlerinin az çok ne olduğu netleşmiş.

Günümüzde maalesef sosyal medya üzerinden çok uygun paralara, istenilen kişi ya da iş yerine eylemler yaptırılabilir bir düzen oluşmuş.

Böylesi mafyavari durumları emniyet de yakından takip ediyor.

Bu olayda tutuklanan şahısların bu kadar açık ve net ifadeleri ortadayken,

Azmettirici olduğu iddia edilen şahsın serbest kalmasının hukuki nedeni, gerekçesi nasıl izah edilir?

Kamuoyu tam da bu sorunun peşinde, biz gazeteciler de.

Kalın sağlıcakla,

Hepinizin kirpiklerinden öperim.