Bir sabah uyanıyoruz, bir bakmışız dünyanın kabadayısı ABD,

28 milyon nüfusu olan bir ülkenin başkanını eşiyle birlikte yatağından almış.

Sizce de ortada çok garip bir durum yok mu?

Venezuela Başkanının hayatı siyasetle geçmiş; sendika başkanlığından, ülkesinin başkan yardımcılığına, dışişleri bakanlığına, ardından da ülkesinin başkanlığına gelmiş.

Ülkesini fiilen 13 yıl, diğer görevleriyle birlikte 20 yılı aşkın süredir yönetiyor.

İnsan düşünmeden edemiyor.

Ülke siyasetinde 20 yıllık tecrübeyle; ülkede asker, polis, istihbarat, teknoloji…

Ne bileyim, aklınıza güvenlik anlamında ne geliyorsa; be adam hiç mi geliştirmedin?

Hadi onları geçtim; çevrende seni seven, ölesiye savunan hiç mi askerî unsur bulundurmadın?

Ya da helikopterler sarayının üstünde dolaşırken güvenliğinden sorumlu birisi kafasını kaldırıp havaya iki el ateş edemedi mi?

Her şey olup bittiğinde, 28 milyonluk ülkede bir Allah’ın kulu da çıkıp “Verin bizim başkanımızı” demez mi?

Dostum Maduro, sen bizim Nusret’le eti tokatlarken, halkın çöplerden yiyecek topluyordu.

Sarayında şatafatlı ziyafetlerde, balolarda; eşiniz hanımefendiyle binlerce dolarlık elbiselerinizle şıklık yarışına girerken,

Ülke halkının büyük bir kısmı açlık sınırının altında yaşıyordu.

Dostum Maduro,

Gücü ele geçirenler o gücün kendilerinde sınırsız ve süresiz kalacağına kendilerini kaptırdı mı, elin adamı gelir yatağından alır.

Gerçi Amerika’da kurgu bitmez.

Sen dans ederek, şarkılar söyleyerek Başkan Trump’a defalarca zeytin dalı uzatmıştın.

Sizin işlerde her türlü komplo teorisi vardır; belli mi olur?

Belki de Trump’ı arayıp “Gel beni bu hayattan kurtar, ben de mağdur Maduro olarak itibar kazanayım” demişsindir.

Canlar,

Yeni yılın ilk günlerinde dünyada yaşanan bu durum, her açıdan tam bir skandal.

Uluslararası hukukta başka bir ülkenin yatak odasına kadar girilmesi; kendisini dünyanın kabadayısı ilan eden bir ülkenin “istediğimi yaparım” rahatlığı,

Aslında dehşet verici bir durum.

Lakin halkın büyük bir teveccühle ülkenin emanet ettiği liderlerin de durup bir düşünmesi gereken tarihî bir ders duruyor karşımızda.

28 milyonluk, petrolünden doğal zenginliğine, verimli topraklarıyla her alanda kendisine yetecek bir ülkede;

Adalet sistemi çökerse, halk korkuyla sindirilirse, yandaşlar zengin edilirken sokaklarda mafya kol gezerse, sosyal çürüme tavan yapar, alım gücü düşerse;

Seçimleri kaybetmesine rağmen her türlü hile hurdayla iktidarı bırakmazsan,

Arkanda duracak ne bir millet ne de besleyip büyüttüğün yandaş iş insanlarını göremezsin.

Yakın dünya tarihinde bir devlet başkanının yatak odasından alınmasına şahitlik ettik.

Nereden baksanız tutarsız bu davranışa, dünyadan birkaç cılız kınama dışında tepki yok.

Özetle;

Halkıyla, dünyayla barışık olmayan; halkını açlık sınırının altında her şartta inim inim inletenlerin, kerameti kendisinde sananların kötü gün dostu da olmuyormuş.

Kalın sağlıcakla.

Hepinizin kirpiklerinden öperim.