Bundan 3 sene önceydi Aksaray’da müteahhitler ve birkaç galericinin vurgunu,

Piyasada iş yapanlar bilir.

Meşhur Kafeler Caddesi’nde herhangi bir nargile kafede masalar birleşir,

Yeni yetme 5-10 kişi nargilenin başında,

Masanın üstünde en lüks model arabanın anahtarı, kabarık bir cüzdan…

Masada o gün ne varsa!

1+1 olur, lüks bir araba olur, Yeşilova’da ya da Kurtuluş’ta 500 metre kare arazi mi olur başlanır ticarete.

“Şimdi sendeki şu 1+1 var ya”

“Ee?” “Benim arabayla onu takaslayalım.”

“Tamam, ben senin arabayı aha, bu kardeşime 6 aylık vade ile satıyorum. Senin 1+1 dairenin parasını bu arkadaşın 6 aylık vadesi dolunca ödeyeyim.”

“Tamam, senin 1+1 daire 6 aylık vade ile ne kadar?”

“1.5 milyon.”

“Kardeşim, sana bu 1 milyonluk araba 6 ay vade için 1.6 milyon uygun mu?”

“Evet, uygun reis.”

Şimdi ortada 1 milyonluk araba ve 1 milyonluk 1+1 daire oldu mu size 3.1 milyon?

Bitti mi? Tabii ki bitmedi.

6 aylık vade ile 1.6 milyona alınan arabayı yeni sahibi acil paraya ihtiyacı varsa kaça bozdurur?

800 bine.

Şimdi bu ve buna benzer sadece bir araba ya da bir arazi adına ne derseniz, mallar bir gecede 3-5 el değiştirmiş, 5-8 milyonlar havalarda uçuşuyor.

Bu hayali satışlar ya da vadeli trampa, Aksaray’ın piyasasına yüz milyonlarca zarar verdi.

Bu ve buna benzer işler yapan embesiller yüzünden,

İşlerini düzgün yapan galericiler ve müteahhitler sıkıntı yaşadı.

Biz o zamanlar da bunları yazmıştık.

Şimdilerde ortada dolaşan, benim net bildiğim 7, bu sayının üstünde, birçok nedenden dolayı sıkıntı yaşayan, ilden taşınıp kaçan, adına iş insanı denilen şahıslar yine Aksaray piyasalarına darbe vuruyor, diyorum.

İşini iyi yapan, piyasada kaya gibi olan müteahhitler arıyor, tebrik ediyor.

Çevresinden haberi olmayan, sırf bir koltuk da “benim olsun” diyen merdiven altı bir de bunlar türedi.

Birkaç çatlak ses, “Hulelel, helelel” konuşuyorlar gevşek gevşek.

Canlar,

Ekonomik ya da farklı nedenlerden dolayı birçok sektör zor durumda.

Biz bunun farkında değil miyiz?

Örneğin, bu gevşek gevşek konuşan merdiven altılar,

Aksaray Organize Sanayi Bölgesi’nde kaç fabrikanın konkordato istediğini,

Kaç fabrikanın işi yavaşlatıp işçi çıkardığını biliyor mu?

Bunların ne derdi olur böyle işlerle?

Oturdukları yerden totoşlarını ve göbeklerini büyüterek interneti tüm gün karıştırıyorlar;

“Aman kim ne demiş, hemen şuna yazayım, bir gündeme geleyim” dertlerinden başka vallahi gündemleri yok.

Aksaray inşaat sektörü kendi çapında gayet güzel işler yapıyor.

Elbette işlerini güzel yapan, ayağını yorganına göre uzatan müteahhitlerimiz var.

Örneğin yan komşum Fatih Kutluay, Mehmet Göktaş ve ismini uzun uzun yazmayacağım 100 üzerinde tanıdığım müteahhitler; abim, kardeşim, dostum var.

Bunların içinden arayan 30’a yakın müteahhit şöyle söyledi:

“Harun kardeşim, bu merdiven altı müteahhitlerin her 5 senede bir bizim camiamıza verdiği zarar ortada.

Herhangi bir işletme battığında etki alanı belki birkaç kişiyi ya da sektörü etkiler.

Bizim müteahhitlik öyle mi?

Eline 3-5 milyon geçiren başlıyor bu işlere.

Biraz para kazandı mı, ilk işi arabasını, ardından karısının arabasını en lüks modelden alıyor.

Hesabını bilmeden paraları har vurup harman savuruyor.

Para bitince, “Bitcoin’dir, sanal kumardır, trampadır” derken 40-50 dairelik iş çakılıyor.

Bu durum işlerini dürüstçe yapan müteahhitlerin malzeme tedariğinde sıkıntı yaşamasına neden oluyor.

Malzemeciler tedirgin olunca vadeli aldığımız birçok kalem kısa peşine dönüyor.

İyi ki varsın, iyi ki bu tür kaçak göçek haberleri yapıyorsun. İşini düzgün yapan tedirgin olmaz kardeşim” diyorlar.

Sene 2012.

O zamanlar Aksaray’da bir marketler zinciri vardı;

5 yıl gibi kısa sürede bunların 30 şubesi, Afyon’da termal tesisi, Ereğli’de ve farklı illerde marketleri vardı.

Bunların batacaklarını ilk yazdığımda ortalık karışmış, bayağı bir tehdit almıştım.

Bu marketler zincirinin 1.45’lik ortağı FETÖ’nün evladı çıkmıştı.

Ne oldu?

O marketler zinciri battı; ortaklarından birisi yeni cezaevinden çıktı, diğeri yurt dışında kaçak.

Biz bu memlekete zarar vereceklerini önceden tespit edip, “bakın burada böyle bir şey var” diyoruz.

Ne tehditler ne hakaretler…

Biz hâlâ buradayız.

Bize artistlik yapanların çoğu devletin nezaretinde çürüyor ya da kayıp.

Kalın sağlıcakla,

Hepinizin kirpiklerinden öperim.