“Ben sorumlu değilim, o sorumlu”
“Olur mu canım uygunluk raporu veren sensin.”
“Hadi canım burası bakanlığa ve özel idareye bağlı değil mi?”
Ve buna benzer birçok çocukluk döneminde bile yaşanmayan tartışma...
Herkes kendisini aklama peşinde.
Gerçekler ise Kartalkaya’da 79 can ve bunların sanırım çoğu çocuk ve feci bir şekilde hayatını kaybettiler.
Ülkemiz bu tür can kayıplarına neredeyse alıştı.
Tren kazasında 25,
Soma maden göçüğünde 301,
Sadece 2024 yılında trafik kazalarında 6 bin 548 kişi hayatını kaybederken,
2024 yılında 394 kadın katledildi.
Hepsinin kategorileri farklı olsa da birleştikleri tek konu ülkemizde yürürlükte olan kanunların yürümediği.
Düşünsenize, bir otel için binlerce kanun ve yönetmelik var ama yetki kimde, nerede kimse bilmiyor.
Trafikte cezalar, mobeseler, denetimler, önlemler, kontroller bile artık yetmiyor.
Kadına, hayvana, insanlara, kamu malına verilecek her zarar ziyan için kanun maddeleri var ama olmuyor.
Sizce sorun kimde?
Ülkede yasa yönetmelik her bir şey kâğıt üzerinde tamam,
İşte tam da burada patlıyoruz.
Kâğıt üzerinden her bir şeyimiz tamam tıpkı Kartalkaya’daki otel gibi.
Otelin kâğıtlarda hiçbir eksiği gediği yok.
Neydi bizim o meşhur sözümüz, “Söz uçar yazı kalır.”
Laf çok kâğıtta yazılan hiçbir şeyin hükmünün kalmadığı bir dönemde yaşıyoruz.
Bizim ülkede kitabına uydurmak diye bir kavram vardır.
Her şeyimizi kitabına uydurmak için hep kısa kestirme yollardan ulaşmak istediğimiz hedefe ulaşmaya çalışır ve çoğu zaman başarılı oluruz.
Hani haberlerde “bilmem kaç kişinin ölümünden sorumlu trafik canavarı çıkarıldığı mahkemece serbest bırakıldı,
Depremde binlerce insana mezar olan binanın müteahhidi 2 yıl yattı serbest kaldı,
Bilmem kaç dosyadan cezası vardı ama eşini sokak ortasında öldürdü” haberleri var ya,
O suçluların tüm yaptıkları işler aslında kitabına uygun yasal işler olunca,
Kanun da yönetmelik de işe yaramıyor.
Dışardan bakıldığında yönetmelikler, kanunlar her şey çok güzel.
Uygulamalarda ise sorumluluk ve yetki almaya gelince,
“Yoo bu iş benim uhdemde değil.”
Yaşanan bunca acı olayların tek suçlusu kanunlar, kanun koyucular ya da uygulayıcılar değil tabi ki.
Yaşanan tüm bu felaketlerden hepimiz sorumluyuz.
Önceden vatandaşlık dersleri vardı,
İyi bir yurttaş olmak için gençler ortaokuldan başlardı yaşadığı ülkede nelere dikkat etmesi gerektiği konulardaki eğitime.
Canlar, her ne yapılacaksa yapılsın toplumun ruh hali pek iyi görünmüyor.
Yasaların caydırıcı olması bile suç oranlarının önüne geçemiyorsa burada bir durup düşünmek lazım.
Bu arada kendimizden yani gazetecilerden de bir örnek vermek istiyorum.
Geçtiğimiz hafta Basın İlan Kurumu’nun 32. Yönetimi’ne biz gazetecileri temsilen 5 üye seçimi için Ankara’daydık.
Olaya bir bakar mısınız?
Basın İlan Kurumu yönetiminde 42 üye var, beşini biz seçiyoruz neden?
42 kişi içinde bu 5 ya da 6’sı ne yapacaklar da orada gazetecilerin sesi olacaklar merak konusu.
Ayrıca yanılmıyorsam 1964 ya da 62 yılında çıkartılmış bir yasa ile seçime gidiyoruz.
Sene olmuş 2024.
Hah işte bizim işlerde ülkemiz tam da böyle.
Tüm yasa ve yönetmeliklerin her alanda topyekûn yenilenmesi şart olmuş.
Her şeyimiz güncel de yasalarımız değil.
Kalın sağlıcakla,
Hepinizin kirpiklerinden öperim.