Bu çocuklara yarış atı muamelesine bir son verin,

Yıllardır kanayan yaradır ülkemde bitmeyen sınavlar.

Batı Mars'ta hayat ararken bizim uşaklar önce Liselere Giriş Sınavı, ardından Yükseköğretim Sınavları, ardından Kamu Personeli Seçme Sınavı...

Hadi bir yerlere memur oldu diyelim,

Meslekte yeterlilik ve yükselme sınavı...

Ölünce kabirde iki melek tarafından – varsa öyle bir durum, henüz orası muallak ama var diyelim – onların ahiret sınavı derken,

Canım ülkemde beşikten mezara sınavdayız.

Hayatımız resmen şu Acun’un Survivor yarışmalarını aratmıyor.

Hadi latife bir yere kadar da,

Ey eğitim camiası!

Biz bu çocukları sizlere 5 yaşında teslim ediyoruz,

13 yıl kesintisiz eğitim alan bu çocuklar hakkında hiç mi kanaatiniz oluşmaz?

Bu çocukların hangi alanlarda başarılı eğitim alabileceğini hiç mi fark edemezsiniz?

Benim bildiğim, bu çocuklar sizlere emanet edildikten sonra bunların bir dosyası hazırlanıyor.

O dosyada bu çocukların el becerisinde ya da müzikte, olmadı spor alanında ya da tamirat tadilat konusunda veya matematik–fen alanında iyi olup olmadığı yazmıyor mu?

Ne bileyim, bu çocuklar 13 yıllık eğitimleri boyunca izlenirken onlar hakkında görüşleriniz eğitim hayatlarında yön gösterici olamaz mı?

Ya bu sınav sistemine ne demeli?

Ülkenin her yerine mantar gibi açılan üniversitelerin bölümlerine sırf boş kalmasın diye öğrencileri doldurma politikanızdan kaynaklı her geçen gün düşürülen eğitim kalitesi ortadayken;

Sınav sorularına ne demeli?

Sınava giren öğrenci sınav sorularını okurken, cevap şıklarına bakarken soruyu unutuyor.

Canlar, inanın, şu Yükseköğretim Sınavı sorularını hazırlayanları 1 hafta sonra alalım,

Kendi hazırladıkları sorudan sınava sokalım, çoğu çakar.

Bu ülkede belki her şey değişti ama eğitim sistemimiz kan kaybetmeye devam ediyor.

Böylesi bozuk bir eğitim sisteminde yetişen gençler, hastanın içinde makas da unutur, bina yamuk da durur, “ adalet? Ula o da neydi” deriz.

Her yıl 1 milyonun üzerinde öğrenci önce lise giriş sınavlarında, ardından yükseköğretim sınavlarında 180 dakika yarışıyor.

Ne sorular kısalıyor gerekli–gereksiz, ne de zaman yetiyor.

Tabii bir de her yıl ülkemin yüzlerce üniversitesinden mezun olan diplomalı işsizler ordusunun iş ve mesleki kaygısı da bitmiyor.

Bunca çarpık sistemin içinden çıkan ve başarılı olan öğrencilerimize ve velilere Nobel ödülü verilmeli.

Eğitim sistemimiz kötü de velilerimiz çok mu iyi peki?

Çocuklarını istemedikleri üniversitelerin bölümlerine göndermek için yapmadıkları baskı yok.

Kendilerince iş–aş–mesleki eğitimi düşündükleri çocuklarını çok fazla yıpratıyorlar.

Canlar, uzun yıllar komşuluk yaptığım güzel bir dostumun çok zeki bir oğlu var,

Bu çocuk sayısal alanda çok iyiydi, ailesi onun matematik öğretmeni ya da mühendis olmasını istiyordu.

Bu zeki çocuğumuz mutfak ve yemek işleriyle daha çok ilgiliydi, ailesinin yönlendirmesine kulak asmadı.

Gastronomi okudu,

Şimdi ülkemin bir turistik beldesinde 150 bin TL maaş ile çok lüks bir otelin baş aşçısı.

Matematik hocasının, o da atanırsa maaşı sizce ne kadar?

Sevgili veliler,

Bozuk eğitim sistemine karşı lütfen çocuklarınızı ezmeden, onların yeteneklerine göre eğitim almasını sağlayın.

Kalın sağlıcakla,

Hepinizin kirpiklerinden öperim.