Aksaray, Aksaray olalı böyle tanıtım görmedi.
Gün geçmiyor ki ülkenin manşetlerinden düşmüyoruz.
Birçok ulusal kanalda çalışan editör arkadaşım var.
Hâlihazırda biz de ulusal kanallara ve gazetelere haber gönderiyoruz.
Ama arkadaş, “bu nedir, sizin ilde neler oluyor böyle” diye arayıp yarı şaka yarı ciddi “Aksaray, Adana’yı solladı” diyenler bile var.
Hatta geçtiğimiz hafta gazetemizi ziyaret eden AK Parti İl Başkanı Hamza Aktürk de bu konudan dert yandı.
“Harun Bey” diyor Hamza Bey, “Bizler genişletilmiş il başkanları toplantısına katılıyoruz.
Mola zamanlarında dışarıya çıkıyoruz, birçok il başkanımız yanıma geliyor, ‘Aksaray’da neler oluyor başkan?’ diye soruyor.
Zaman zaman cevap vermekte zorlanıyorum” diye serzenişte bulunuyor.
“Ne olacak böyle” diye devam ediyoruz sohbete.
“Ne olsun Başkanım”, diyorum.
Ne içmesini biliyoruz ne eğlenmesini..
Maalesef acemice hâl ve hareketler ortaya böyle görüntülerin çıkmasına neden oluyor.
Bir konuda netiz:
Alkollü araca binmek gerçekten çok tehlikeli bir durum.
Yıllar önce yılbaşı akşamı Hollanda’dan gelen alkollü gurbetçi bir sürücünün sebep olduğu kazada bir bebek, aynı aileden dört kişi hayatını kaybetmişti.
Yılbaşı gecesiydi, o zamanki Valimiz Hamza Aydoğdu ile Kafeler Caddesi’ni geziyor, Aksaraylıların yeni yılını tebrik ediyorduk.
Acı bir anons: Yeşilova–Yeşiltepe yolu üzerinde kaza var.
Kaza yerine gittiğimizde dehşet bir manzara…
Hurdaya dönmüş araçlar, boş araziye savrulmuş cesetler, savaş alanını aratmayan görüntüler...
İşin en acı tarafı, kazada araç içinde bulunan bebek kazanın etkisiyle boş araziye savrulmuş,
AFAD ekipleri uzun bir zaman bebeği aramışlardı.
Hollanda’dan gelen sürücü alkollü, kendisi de ağır yaralıydı.
Yeni yılın ilk dakikalarında alkollü bir sürücünün bir aileyi yok ettiği,
Sürücünün de kaldırıldığı hastanede sabaha karşı hayatını kaybettiği bir yıla girmiştik.
Alkollü araca binmek cinayete davetiye çıkarmaktır.
Alkollü araca binenlere ne yapılsa ne kadar ceza kesilirse kesilsin yetmez sanırım.
Buraya kadar hepimiz hemfikiriz.
Yalnız ülkede Aksaray’ın adı “alkolik şehir”, Adana’yı geçen imaj, suç oranlarında sanırım ilk sıralara doğru önlenemez yükselişimiz böyle devam etmemeli.
Şöyle ki, bu tip olay yerindeki kameralar işin seyrini değiştiriyor.
Bizim insanımızın kanında anason varsa, of of of...
Hemen en yakın üst düzey kim varsa, telefonda bir arama telaşesi başlar.
Olmadı mı?
Yaptığı iş ya da maddi durumuna göre anasonun da etkisiyle başlar tuhaf tuhaf hareketlere.
Tam da bu esnada çevrede kameralar da varsa…
Şov başlar.
Anasonlu bu şova maalesef orada bulunan herkes aslında biraz katkı sağlar.
Kendimin de defalarca katıldığı asayiş uygulamalarında karşılaştığımız bütün bu haberlere konu olan görüntülerin en önemli sebebi kameralar karşısında ne yapacağını, nasıl davranacağını hesap edemeyen alkollü şahıslar, memurlar ve diğerleridir.
Maalesef herkes bir anda değişiyor.
Gereksiz muhabbetler, diyaloglar uzuyor, uzadıkça ortalık karışıyor.
Çözüm: Asayiş ya da trafikte görevli polis memurlarımız ve bekçilere böylesi durumlarda yetkileri çerçevesinde ne yapılacağı dikkatlice anlatılmalı.
Bir nevi mesleki eğitim şart.
Bu düşünceleri Aksaray’da yaşanan olaylardan sonra binlerce sosyal medya yorumlarında görebilirsiniz.
Polis, bekçi, trafik, asayiş…
Olay yerinde kim varsa boş diyaloglara girmemeli.
Görevi ve yetkisi belli.
Basın mensupları dostlarım sanırım yine sitem edecekler ama onların da olay yerlerinde biraz daha dikkatli olması gerektiğini düşünüyorum.
Ama Allah var, artık kimse “İstanbul ya da Niğde Aksaray mı?” demiyor.
Kısaca, eğitim şart.
Kalın sağlıcakla.
Hepinizin kirpiklerinden öperim.