Bayram haftası geride kaldı. Ülke olarak ekonomik sıkıntılar içinde varla yok arası bir dengede yaşam mücadelesi veriyoruz. Ancak her şeye rağmen hayata karşı direncimizi koruyarak, kurban ibadetlerimizi yerine getirdik, paylaştık ve yardımlaştık.

Vatandaşlar olarak uzun zamandır birbirimize sahip çıkma duygumuzu güçlendirdik. Siyasetin sert rüzgârına kapılmadan, birlik şemsiyesiyle kendimizi korumaya çalışıyoruz. İş insanı, esnaf, memur, işçi—her kesimden herkes, birbirinin tenceresi kaynasın, tekeri dönsün diye çaba gösteriyor. Ekonomik olarak ayakta kalmaya çalışırken, aynı zamanda çevresindeki herkesin de ayakta kalmasına destek olma gayreti içindeyiz.

İçinde bulunduğumuz ekonomik şartlar, vatandaşın gündemini net bir şekilde ortaya koyuyor. Vatandaşlar, siyasetin değil kendi ayakta kalma mücadelesinin peşinde. Siyasetçilerin kurduğu gündem oyunlarından uzak durarak, kendi yolunu çizmeye çalışan insanlar var ve bu insanların derdi siyaset değil, siyaseti yönetenler. Gündemi yönlendiren siyasetçilerin tuzaklarından uzak durarak, gerçek sorunlara odaklanmalıyız.

Bugün en çok konuşulan mesele geçim sıkıntısı, ekonomik zorluklar ve insanların birbirine nasıl destek olabileceği. Siyasetin ötesinde birlik duygusu güçleniyor, insanlar kendi imkânlarıyla birbirini kolluyor.

Vatandaşlar olarak en fazla ekonomiyi konuşuyoruz, tartışıyoruz, değerlendiriyoruz. Fakat somut çözümler konusunda beklentiler karşılıksız kalıyor. Tek umudumuz: “Şu ay geçsin, bu ay gelsin.”

Geçsin gelsin derken yılın ikinci çeyreğine girdik. Geçen her gün ekonomik olarak ekside ilerlerken, aylar bir bir uçup gitti. Zaten zor durumda olan vatandaşın bütçesi ekonomik olarak daha da erirken, bir de üstüne Kurban Bayramı’nın yükü omuzlara ağır geldi.

İnancı ile ekonomik koşullar arasında sıkışan vatandaş, yine de ibadetlerini yerine getirebilmek için kendi içinde ekonomi uzmanı oldu. Kendi bütçesiyle plan yaptı, hesap kitapla bayramı geçirdi.

Zaman hızla geçerken, hala gelecek günlerin ümidiyle yaşıyoruz. Ancak kayıplarımızın farkına varmalı ve gerçekte neyi, ne için beklediğimizi sorgulamalıyız.

Ekonomi, toplum ve yaşamsal mücadele arasında belirsizlik sürerken, siyasetçilerden uzak, dayanışmayı kaybetmeden ilerlemek belki de elimizdeki en güçlü çözüm. Çünkü siyasetten hayır yok.

Siyasetin gündem oyunlarına kapılmadan, bizler kendi içimizde bu dayanışmayı korursak ayakta kalabiliriz.

? İletişim için: [email protected]

Sevgiyle kalın.