AKMÜB Başkanı Güneş: "Müteahhitler ekonominin bel kemiğidir, sahip çıkılmalıdır."
AKMÜB Başkanı Güneş: "Müteahhitler ekonominin bel kemiğidir, sahip çıkılmalıdır."
İçeriği Görüntüle

Foto Galeri için tıklayınız....


Profesyonel fotoğrafçılar olarak ülke içi ve yurtdışı başarılara imza atan Fahri Tunç, Erdem Zengin ve Zeki Seferoğlu, Gazeteci Harun Atalay’ın sunduğu ve sosyal medya platformlarında canlı yayınlanan Ekspres’in Günlüğü’nde “Fotoğrafçılık” üzerine bir söyleşi gerçekleştirdi.

Ulusal ve uluslararası birçok platformda çektiği fotoğraflarla kuş ve doğa fotoğrafçılığı dalında aranan isim olan Fahri Tunç, lise yıllarında fotoğrafçılığa başladığını, askerlik ve iş hayatından sonra biraz uzak kalsa da içindeki fotoğrafçılık sevgisinin hiç bitmediğini belirterek, “Sıkça yurt dışına gittiğim için yanımda her zaman fotoğraf makinemi taşırdım. Gittiğim gezilerde güzellikleri görüntüleme fırsatına sahip oldum” dedi.

Avcılıktan fotoğraf sanatçılığına

2008 yılında Türkiye'ye döndüğünü ve bir fotoğraf makinesi alarak bu serüveni devam ettirmek istediğini söyleyen Fahri Tunç, “Aslında ben bir avcıydım, fotoğrafçılıktan önce şu an resimlerini çektiğim kuşları avlıyordum. 2012’de ben avcılık yaptım, birkaç sene avcılık yaptığım esnada şu an ölümsüzleştirdiğim kuşları öldürüyordum. Tabii onların ne kadar kıymetli olduğunu işin içine girince anlamaya başladım. Bir şekilde kuşların güzelliği beni cezbedince fotoğraflarını çekmeye başladım” dedi.

Hayatındaki dönüm noktasını da anlatan Tunç, “Belki birçok kişi bu hikayeden etkilenip fotoğrafçılığa merak sarabilir. Bir gün gittiğim av esnasında bir kuşun fotoğrafını çekme imkanı buldum. Çektiğim fotoğraftaki kuşu gördükten sonra artık avlanmayı değil o kuşu ölümsüzleştirmeyi düşündüm. 2012 yılında tüfeğimi asıp fotoğraf makinesini elime aldım. O gün bugündür ülkemizin 81 ili ve dünyadaki 40 ülkeyi aşkın ülkede kuşların fotoğraflarını çekiyorum. Avcılık yapan insanlar doğayı daha iyi çözüyorlar, bugün benim kuşçuluk fotoğrafındaki başarımın ardında doğada geçirdiğim zamanların çok büyük etkisi oldu” sözlerini kullandı.

“Babamla başladığımız fotoğrafçılıkta, babam benim kursiyerim oldu”

Fotoğrafçı Erdem Zengin ise 1990'lı yıllarda babasının kendisine aldığı Zenit marka bir fotoğraf makinesi ile fotoğrafçılığa başladığını belirterek, “Babamla birlikte o zaman fotoğrafçıları gezerek diyafram nedir, teknik özellikleri nedir onları öğrendik. Zaman içerisinde kendimi geliştirerek babamla başladığım bu fotoğrafçılıkta babam benim kursiyerim oldu. Aile dostumuz Lütfü Dokuzoğlu ki Aksaray'ın en önemli fotoğrafçılarındandır, onunla tanışma imkanım oldu ve birlikte fotoğraf çekmeye başladık. İlk fotoğraf sergimi 2012 yılında Aksaray'da açtım, Aksaray'ın ilk kişisel fotoğraf sergisi unvanını taşıyormuş. Bu sergi sayesinde fotoğrafa ilgi duyan birçok arkadaşımızla tanışma imkanımız oldu ve Aksaray Fotoğrafçılar Derneği’ni kurduk” dedi.

“Fotoğraf çekmek bir dostluk hikayesidir”

Yönetim kurulunu Fahri Tunç ve 8 kişi ile oluşturduklarını belirten Zengin, “Derneğimizi kurduktan sonra fotoğrafçılığın gelişmesi için Aksaray'da çok yoğun ve güzel çalışmalar yaptık. Birçok kursiyerimiz oldu. Fotoğraf çekmek bir dostluk hikayesidir, öncelikle kendinize dost alıyorsunuz. Tabiatla dost oluyorsunuz ve en önemlisi bir şeyin farkına varıyorsunuz, aslında hiçbir şey size ait değil. Siz bir şeylere aitsiniz ve bu ait olduğunuz şeyleri fotoğraflamaya başlıyorsunuz. Bunun içinde vatanınız, yaşadığınız şehir, insanlar var. Gözünüzün aldığı bütün güzellikler, çirkinlikler orada duruyor. Fotoğrafçılıkta gördüğünüz güzellikleri yaşatmaya çalışıyorsunuz, korumaya çalışıyorsunuz” açıklamasında bulundu.

“Aksaray, fotoğrafçılık alanında şanslı bir şehir”

Aksaray’ın fotoğrafçılık alanında şanslı bir şehir olduğunu da belirten Zengin, “Türkiye genelinde eskisi kadar fotoğrafçılık kursları açılamıyor ama biz bu konuda çok iyiyiz. Aksaray'da fotoğrafçılığı seven önemli isimler sayesinde birçok kursiyerimiz var, onları yetiştiriyoruz. Fotoğrafçılık bir taraftan gençlerimiz için önemli bir uğraş, güzel bir terapi ve kötü alışkanlıklardan uzaklaşmanın en güzel yolu. Doğa ile birliktesiniz. Fotoğrafçılığa ilgi duyan ya da duymayanlara tavsiyemdir, bol bol fotoğraf çeksinler. Çektikçe güzellikleri yaşayacaklar kendilerini her alanda geliştireceklerdir” ifadelerine yer verdi.

“Bir diğer adım da ‘Hasan Dağı fotoğrafçısı”

Genellikle doğa fotoğrafları çeken Zeki Sefer ise 2008’den bu yana profesyonel olarak fotoğrafçılık ile ilgilendiğini belirterek, “Tabii benim bir diğer adım da ‘Hasan Dağı fotoğrafçısı’ olarak da bilinir. Aksaray'ın ve ülkemizin en önemli dağlarından Hasan Dağı’nın birçok fotoğrafını çektiğimden dolayı bu unvanı bana arkadaşlarım layık gördüler. Uzun yıllardır Aksaray'ın tarihi ve turistik noktalarını fotoğraflıyorum. Aksaray'ın birçok noktasını birçok Aksaraylıdan iyi bildiğime inanıyorum ve tanıtımı için çok emek harcadık. Özellikle sosyal medyada Aksaray'ın tanıtımı için savaş veren isimlerden biriyim” dedi.

“Fotoğraf çekmek, bir deşarj yöntemi”

Aksaray’ın güzelliklerini yayınladıkları zaman yurt dışından birçok arkadaşının Aksaray’a hayran kaldığını ve fotoğraf çekmeye geldiğini belirten Sefer, “Fotoğraf çekmek, bir deşarj yöntemidir. Bizim ne zaman canımız sıkılsa ya da psikolojimiz bozulsa hemen bir arkadaşımızı arar kendimizi fotoğraf makinemize ve doğaya veririz” açıklamasını yaptı.

“Aksaray, doğal bir fotoğraf stüdyo platosu”

Aksaray'ın doğal bir fotoğraf stüdyo platosu olduğunu da söyleyen usta fotoğrafçılar, “Bugün 50'nin üzerinde Türkiye'deki sinema filmleri ve hatta yabancı filmler Aksaray'da çekilmiştir. Aksaray her yönüyle bir doğal platodur. Aksaray'ın tanıtımı için buralarda çekilen sinema filmlerine mutlaka destek olunmalı, fotoğrafçılar davet edilmeli. Zaman zaman yapılan organizasyonlar ve fotoğraf yarışmaları oluyor ama sanırım organizasyonda sıkıntılar olduğu için pek istenilen sonuç elde edilemiyor” sözlerine yer verdi.

Fotoğrafçıların zorluklar yaşadığını da söyleyen fotoğrafçılar, “Bugün Aksaray'da Tuz Gölü kuruma noktasına gelmiş, flamingoları çok değil 3-4 sene sonra Aksaray'da belki göremeyeceğiz. Çektiğimiz birçok fotoğrafı başta Çevre Bakanlığı olmak üzere Tarım ve Orman Bakanlığı ile de paylaşıyoruz. Fotoğrafçılar sayesinde doğanın alarm verdiğini daha net bir şekilde belgeleyebiliyoruz. Maalesef su fakiri olan ilimizde su kaynakları kurumakta. Bu da göletlerimizi yok etmekte. Bu çok önemli bir konu. Göletlerimizin yok olmasıyla birlikte birçok canlı türü de yok olmakta. Doğa, adım adım acı çektiğini yok olduğunu her fırsatta bizlere anlatıyor. Biz de onları belgeliyoruz. Bizler sadece fotoğraf çekmiyor, doğadaki bütün güzellikleri yaşanan sorunları ve sıkıntıları da aynı zamanda ölümsüzleştiriyoruz” ifadelerine yer verdi ve birbirinden değerli fotoğrafçılar, “Herkesi fotoğraf çekmeye davet ediyoruz” çağrısı yaptı.

Muhabir: Kaan Recep Atalay, Harun Atalay