Jeoloji Mühendisi ve A sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Özhan Türemiş, Ekspres’in Günlüğü’ne konuk oldu. Kayseri ve bölgesinde yüksek şiddette deprem meydana gelebileceğini ifade eden Türemiş, Aksaray’ın da ciddi şekilde etkilenebileceğine dikkat çekerek, kentin zemininin tehlike yarattığını vurguladı.
“Aksaray’da 6.2 büyüklüğünde depremlerin olduğu gözlemlendi”

Aksaray Tuz Gölü üzerinden 200 kilometrelik fay hattının geçtiğini söyleyen Türemiş, “Ankara Kulu'dan başlayan fay hattı, Ervah Mezarlığı’nın üzerinden TOKİ bölgesinin olduğu eteklere, Hasan Dağı'nı soldan ikiye bölerek Niğde Bor'a kadar uzanıyor. Yaklaşık 200 kilometre uzunluğunda ve 11 segmentten oluşuyor. AFAD ve MTA bu bölgede çalışmalar yaptı. Direnç çalışmalarında geçmişte Aksaray'da 6.2 büyüklüğünde depremlerin olduğu gözlemlendi. Tuz Gölü fayı, enerjisini biraz geç boşaltan bir fay hattı. Örneğin Erzincan'ın üzerindeki fay hattında 30-40 yıldır, İstanbul'da 150 yıldır, Maraş'ta yaşadığımız deprem 500 yıldır enerji biriktiriyor. Aksaray'daki Tuz Gölü Fay Hattı ile ilgili elimizde net bir bilgi yok. Yani 2-3 bin yıllık bir periyottan bahsediliyor” sözlerini kullandı.
“Aksaray’daki zeminde, bizim istemediğimiz her şey var”
Tuz Gölü Fay Hattı’nın 6.8 şiddetinde bir deprem oluşturma potansiyeli olduğunu belirten Türemiş, “Hal böyle olunca Aksaray zemini maalesef bizim istemediğimiz bir zemin. Taşıma gücü, sıvılaşma riski ve oturma riski problemi var. Aksaray'daki zeminde bizim istemediğimiz her şey var” dedi.
“Kayseri ve civarında deprem riski çok yüksek, Aksaray büyük şekilde etkilenebilir”

“6.8 şiddetindeki bir depremin şiddet alanı 8'in üzerindedir” diyen Türemiş, “Hissedilen şiddet, depremle birlikte bölgedeki yıkımlara göre hesaplanır. Uzun zamandır suskun olan Aksaray üzerindeki Tuz Gölü Fay Hattı’mızın yarın harekete geçmeyeceğinin hiçbir garantisi yok. Kayseri'de belirlediğimiz üç fay hattı var. 6.2 ile 7,5 büyüklüğünde enerji üretecek bir fay hattı bulunuyor. Bu fay hatlarından bir tanesi Erkilet, bir tanesi Erciyes, bir diğeri de Yeşilhisar Fay Hattı. En son MTA’nın raporlarına göre, Erkilet fay hattı 7,5 şiddetinde bir deprem üretme potansiyeline sahip ve işin kötüsü uzun zamandır hareketsiz. Kayseri ve civarında bir deprem olasılığı çok yüksek. Kayseri'de bulunan bu üç fay hattı Aksaray'a 150 kilometre uzaklıkta. Aksaray bu depremden çok büyük bir şekilde etkilenebilir. Bunun en yakın örneğini Maraş'ta yaşadık. Maraş'taki depremin etkisi 11 ili vurdu. Yanı başımızda 3 tane deprem fay hattı var. Olası bir deprem durumunda Aksaray'daki zemin de düşünülürse, bir an evvel önlemlerimizi almalıyız” dedi.
“Zemin etüdü konusunda eksiklikleri olan binaların tamamı vatandaşlarımıza tabut oldu”
Binaların etüt çalışmalarına da dikkat çeken Türemiş, "Zemin etüt raporları olmadan artık binalar yapılmıyor. Yaşanan asrın felaketinde yer zemin etüt raporlarının ne kadar önemli olduğunu gördük. Devletin yaptırmış olduğu TOKİ binalarında en ufak bir hasar olmazken zemin etüdü ya da yer seçimi konusunda eksiklikleri olan binaların tamamı neredeyse vatandaşlarımıza tabut oldu. Bu da gösteriyor ki bizler bina yapmadan önce zemin etüdü konusunda çok hassas davranmalıyız. Ülkemizde yıllar önce binalarımız tepeler ve taşlık arazileri üzerine yapılır, ovalar tarım arazisi olarak bırakılırdı. Maalesef şu an inşaat sektörü tamamen ovaya kaymış durumda. Bu çok sakıncalı bir durum, bizim yeraltı toprak yapımız sıvılaşmış zemin olarak tanımlanan bir yapıya sahip. Bu, bütün jeoloji mühendislerinin bu gibi yerlere bina yapılmasını istemediği bir zemindir” açıklamasında bulundu.
“Binaların yapılmadan önce zemin etüdü yapılması hayati önem taşımaktadır”

Aksaray'ın yerleşkesinin ova olduğuna dikkat çeken Türemiş, Aksaray'ın ova yerleşkesini bir çanağa benzeterek, “Hasan Dağı ve Ekecik Dağı'nın bulunduğu noktanın tam ortasında yeraltı suları, düz alanda çanakta birikiyor. Jeoloji mühendislerinin en çok istemediği zemin suyun olmasıdır. Sıvılaşma dediğimiz oluşumun önüne geçebilmek için bizler sondajlama çalışması yaparız. Çeşitli deneylerle zeminin taşıma gücünü ortaya çıkartıyoruz. Zeminden aldığımız numuneleri Ankara'ya gönderiyoruz, analizlerini yaptırıyoruz. Ardından basınç deneyleri ile zeminin taşıma gücünü ortaya çıkartıyoruz. Sonra sıvılaşma riskine bakıyoruz. Zemin su, kum ve çakıldan oluşur. Deprem olduğu zaman zemin bulamacı adını verdiğimiz bir döndürme hadisesi meydana gelir. Kum ve çakıl taneleri bir tarafa çekilir ve zeminde sadece su kalır. Haberlerde görmüşsünüzdir, 8 katlı bir bina çöktü. Sıvılaşma örneği işte tam da budur. Dolayısıyla binaların yapılmadan önceki zemin etüdü hayati önem taşımaktadır. 2006 yılından günümüze zemin etüdü konusunda çok önemli mesafeler kat ettik ama yeterli değil” dedi.
“Türkiye’nin yüzde 98’i deprem kuşağıyla çevrili”
Türkiye'nin yüzde 98'lik diliminin deprem kuşağıyla çevrili olduğunu belirten Türemiş, geçtiğimiz ay Rusya’yı etkileyen 8.8 şiddetindeki depremi hatırlatarak, “Bu deprem Japonya ve Amerika’yı korkuttu. Depremin şiddetiyle tsunamiler oluştu ancak can kaybı olmadı. Geçtiğimiz ay Balıkesir’deki 6,1 şiddetindeki depremde bir vatandaşımızı kaybettik. Asrın felaketinde, 6 Şubat'ta yaşanan depremde 10 binlerce vatandaşımızı maalesef kaybettik. Netice itibariyle hep söylediğimiz bir söz var, deprem öldürmez ihmal öldürür” dedi.
“Bu coğrafyada yaşıyorsak bir bedeli var ama bu bedeli önlemlerle ortadan kaldırabiliriz”
Türkiye’de Kuzey Anadolu Fay Hattı başta olmak üzere Doğu Anadolu Fay hattı, Ege’deki fay hatları ve İç Anadolu’da Tuz Gölü Fay Hattı bulunduğunu ifade eden Türemiş, “Ülkemizin her tarafı faylarla çevrili. Böyle bir coğrafyada yaşıyorsak bunun bir bedeli var. Ama bu bedeli de alınabilecek önlemlerle ortadan kaldırabiliriz. Ülkemizde bu alanda yetişmiş tecrübeli bilim insanlarımız bulunmakta” sözlerini kullandı.
“Doktorun hatasından bir insan ölür, jeoloji mühendisinin hatasından binlerce insan ölebilir”
İnsan hayatından daha değerli hiçbir şey olmadığını vurgulayan Türemiş, “Verdiğim eğitimlerde de söylerim, doktorun hatasından bir insan ölür ama bir jeoloji mühendisinin hatasından binlerce insan ölebilir. Meslek bilimci ve sorumluluğumuzla diğer mühendis arkadaşlarımızın ve bizlerin çalışması gerekiyor. Tüm meslektaşlarımızın da elimden geleni yaptığından eminim. Ülkeyi yönetenlerin de bu alanlarda daha kapsamlı şekilde denetimi artırması gerekiyor” sözlerini kullandı.




