Umuda Yolculuk Başlıyor

Öyle ya, umut fakirin ekmeği derler.

2026 yılını umutla karşılamaya hazırlandığımız bu günlerde…

2025’i uğurlarken genç meslektaşlarımın Aksaray Meydanı’nda yaptıkları röportajda,

Aksaraylı bir hemşehrimiz manşeti vermiş:

“2025’ten ne gördük ki, 2026’dan ne bekleyelim?” demiş.

Öyle ya… Ülkede her sabah yaşananlara artık hayret etmeyerek kalktığımız,

Birçok duyu organımızın işlevini kaybettiği bir toplum hâline getirildiğimiz için…

2026 yılından ne bekleyebiliriz?

2025’i beklerken de “İnşallah 2025, 2024’ü aratmaz” demiştik, 2024’ü mumla aradık.

Öyleyse ne yapıyoruz?

2026’dan hiçbir beklentimiz olmuyormuş; hani olursa güzel şeyler, o da sürpriz oluyormuş.

Zaten hep demezler mi; beklentisi olan insan çok üzülür diye.

Bakın size mutlu yaşamın formülünü vereyim:

Bir kere insanlardan beklentiniz olmayacak, yeni yıldan da.

Siz bildiğiniz uğurda; aşk olur, aile saadeti olur, iş olur, arkadaş çevresi olur…

Aklınıza ne geliyorsa, siz elinizden geleni yapın, olmazsa olmasın.

Beklentiler, umutlar, hayaller kurmayın.

Yaşanacak ne varsa, siz ne yaparsanız yapın, hikâyenize yazılan sırasıyla hayatınızdan geçiyor ve istemediğiniz yaşanmışlıklara engel olamıyorsunuz.

Bazen “oh be, sonunda buldum” dediğiniz her oluşum sizden sessizce büyük bir parça koparıyor.

Ya da her alanda daha iyisini bulmanın doyumsuzluğu ile hareket ettiğinizde, elinizdeki kazanımlardan da oluyorsunuz.

Daha fazla umut, sevgi, para, huzur arayışının sonu inanın çıkmaz yol.

Çünkü çok nadir insanların bulabildiği, Milli Piyango’nun yılbaşı ikramiyesinin size çıkması gibi bir durum.

Nerede, kimle kendinizi iyi hissediyorsanız ve kimseye muhtaç değilseniz, sağlığınız da iyiyse, anın tadını çıkarın.

Neticede dünyadaki hiçbir nesneyi ve insanları diğer tarafa taşıyamayacaksınız.

Özetle, 2026 yılından öyle çok sürpriz beklentileriniz olmasın.

Baksanıza, bizim “Allah Allah” edalarıyla Suudi Arabistan’a göç eden kıymetli halkımız, yeni yılı kutlayanları gavur ilan ederken;

Suudi Arabistan yeni yılı kutlamaya hazırlanıyor.

Dünya tersine tersine dönmeye devam ederken,

Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan canım ülkem de tam ters istikamete yönelirken, bu labirentten nasıl çıkacağız, bol bol bunu düşünmemiz gerekir.

2026 yılı benim için yarım yüzyıllık hayatımın başlangıcı olacak.

Geçen yarım yüzyılımı iyisiyle kötüsüyle çok sevdim.

Bundan sonraki yaşantımda bakalım, karınca kararınca dünyada neler yapabilirim diye düşünüyorum.

Üzerimizdeki bu sessizliği, umursamazlığı, avuçlarımızın içinden kayan bu canım ülkeyi nasıl toparlarız, bu güzel insanları nasıl uyandırırız diye düşünüyorum.

Bir umut, bir beklenti olmadan…

“Bundan daha kötü günlerimiz oldu” dediğimiz basit sıkıntılara kötü demeyi özleyenlerin çoğalmasını bekliyorum.

Mamafih, 2026 yılı için sadece “2025’ten daha kötü olmasın” diyesim var ama umudum yok dediğimde;

Aklıma Gazi’nin şu güzel sözü geliyor:

“Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim.” - Mustafa Kemal Atatürk

Bu sözün büyüsüyle, umutla bu derin uykudan uyanacak milletimiz geliyor.

Kalın sağlıcakla.

Hepinizi kirpiklerinizden öperim.