Söz Gümüş ise Sükût altındandır

Ee sustukça sıra size de gelmeye başladı.

Ana akım medya da dahil olmak üzere mevcut iktidar, her alanda kendine asalak olanlar üzerinden temizlik hareketine başladı.

25 yıllık iktidarın etrafı dalkavuklardan, yalakalardan, yağdanlıklardan geçilmiyor.

Hatta bu konu ile ilgili efsane bir yalakalık hikâyesi vardır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurt dışı seyahatlerinden birisinden dönerken, Arap Baharı’nın etkin olduğu bir dönemde Fas iyice karışınca, uçakta şöyle bir muhabbet geçiyor:

Bir dönem Erdoğan’a sayıp söven ve sonraları başdanışmanı olan rahmetli Yiğit Bulut,

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, “Efendim,” diyor, “Fas bayağı karşıtı. Siz Fas’ın yeni başbakanını atama konusunda bir karara vardınız mı?” diyor.

Uçaktaki herkesin ağzı bir karış açık, Yiğit Bulut’un bu güzellemesini dinlerken,

Başka bir gazeteci diyor ki:

“Yiğit Bulut’un bu sözlerinin üzerine, artık Cumhurbaşkanına kim ne söylerse, nasıl methiyeler dizse fayda etmez.”

Bu örneği, yalakalıkta ve yağdanlıkta sınır tanımayan birçok şahıs ve gazeteci için ibret olsun diye yazdım.

Bizim ana akım medyada, sözde siyasal İslamcı yazarlar ya da öyle görünmeye çalışanlar o kadar çok arttı ki;

Mevcut iktidar kendi medyasına mı destek olsun, yoksa bu yalakalara, her taraflarından şapır şupur yağ akıtanlara mı destek olsun?

Baktılar olmuyor.

Trol Furkan Bölükbaşı’ndan başlayarak, sözde AK Parti’ye yanlayıp, pudralarla çılgın partilerin jönlerini de toplamaya başladılar.

İnanıyorum ki, televizyon kanallarında AK Parti’ye ve Sayın Erdoğan’a güzellemeler yapan birçok gazeteciyi izleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan dâhil, birçok parti üst düzey yöneticisi,

“Ulan bu kadarı da olmaz” diye tiksinerek izliyordur.

Tamam, yandaş gazeteci olur; olsun da ya bunu yaparken bir ölçünüz, bir çizginiz, bir onurunuz olsun.

Hâlihazırda ülkede medya sektörü zaten çökmüş; bir dönemin en iyi TV kanalları ve gazeteleri yerini sosyal medya haberciliğine teslim etmiş durumda.

Bir avuç, ısrarla ve inatla ayakta kalmaya çalışan medya sektörünü de,

Gerek iktidara gerekse muhalefete yanlayarak habercilik anlayışına farklı bir boyut kazandıran gazeteciler yok edecek gibi görünüyor.

Bu arada yazmadan geçemeyeceğim:

Silivri Cezaevi hakikaten Şampiyonlar Ligi gibi.

Yakında Silivri Cezaevi TV açılırsa şaşırmayacağız.

İşte ülkemin hâli…

Ağlanacak hâlimize bir de espri yapabiliyoruz.

Kürsüde Sustu

Hâlihazırda çok konuşmayı seven birisi değildir milletvekilimiz Hüseyin Altınsoy.

Bütçe görüşmelerinde Meclis’te gergin anlar yaşanırken,

Milletvekilimiz Altınsoy’a konuşma sırası geliyor; hoop, ortalık karışıyor.

Kürsüde birkaç çıkış yapıyor milletvekilimiz Altınsoy, bakıyor ki muhalefet milletvekilleri kendisini duymuyor.

“Ahanda, ben de susuyorum. Susma hakkımı kullanıyorum” diyor ve toplasanız bir elin parmağını geçmez; kürsüdeki yılın son konuşma hakkından da kendi adına feragat ediyor.

Sayın Vekilim, bir iletişimci olarak bilmenizi isterim ki susarak çok büyük bir çıkış yakaladınız.

Demek ki “Söz gümüş ise sükût altındandır” sözü tam da bu günler için söylenmiş.

Ayrıca, “Susmayın, sustukça sıra size gelecek” sözü de vardır.

Son günlerin en popüler sözü olduğu için paylaşmak istedim.

Kalın sağlıcakla.

Hepinizin kirpiklerinden öpüyorum.