Hakkâri Şemdinli Derecik Yeşilova Karakolu’nda 20 yıl önce teröristlerle girdiği çatışmada oğlunu şehit veren Şehit Aileleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Hüseyin Koçak, TBMM’den geçen çerçeve yasa, terörle mücadelede yürütülen yeni süreç ve şehit ailelerine verilen haklara ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

“Biz evlat verdik, bedeli biz ödedik”

16 yıldır dernek başkanlığı yaptığını ve bu süreçte çok sayıda şehit ailesinin yaşadığı acıya yakından tanıklık ettiğini belirten Koçak, “Bizim adımıza kimse karar veremez. Biz evlat verdik, bedeli biz ödedik. Ben 60 yaşındayım. Çocuğum 20 yaşında gitti. Şimdi 40 yaşında olacaktı. Ben hâlâ çocuğumu özlüyorum. Getirin bana çocuğumu, verin bana çocuğumu” dedi.

68 Aksaray Belediyespor’dan Müdür Demir’e ziyaret
68 Aksaray Belediyespor’dan Müdür Demir’e ziyaret
İçeriği Görüntüle

“Ateş düştüğü yeri yakıyor”

Şehit ailelerinin yaşadığı acıyı ancak evlat kaybetmiş olanların anlayabileceğini vurgulayan Koçak, “Şehit olduğunda insanlar yanına toplanır, gelir, ‘Sen bize emanetsin, bizler de senin kardeşin, çocuğun sayılırız’ derler. Biz de buna inandık. Ama daha sonra öyle olmadığını gördük. Sadece ismimizin, şehit ailelerinin ve gazilerin isminin çok kullanıldığını gördüm. 16 yıldır dernek başkanlığı yapıyorum. Bu süre içerisinde çok sayıda şehit ailesinin acısına ve sorununa tanıklık ettim. Ateş düştüğü yeri yakıyor” dedi.

“Terörün bitmesini kim istemez?”

Meclis gündemindeki çerçeve yasa konusuna da değinen Koçak, “Terörün bitmesini kim istemez? Her şehit geldiğinde Türkiye’ye, inşallah Aksaray’da yoktur diye dua ediyoruz. O haberi almak istemiyoruz. O acıyı tekrar yaşamak istemiyoruz. Şehit cenazesi geldiğinde nefesimiz kesiliyor. Biz 20 yıl önce yaşadığımız acıyı tekrar yaşıyoruz. Biz terörün bitmesine karşı değiliz, olmadık da. Terör bitsin. Ama bizim düşündüğümüz gibi, bizim görüşlerimiz alınarak, bizim sesimiz duyularak yapılsın. Bizim adımıza karar vermeyin” ifadelerini kullandı.

“Ben şehit babasıyım, benim fikrimi aldınız mı?”

Bazı dernek ve kuruluşların Ankara’da şehit aileleri ve gazileri temsil ettiği gerekçesiyle tüm şehit ailelerinin görüşlerinin yansıtıldığı algısının oluştuğunu savunan Koçak, “Ben şehit babasıyım. Benim yaşadığım acıyı o arkadaş nasıl çıkmış da konuşuyor? Bizim adımıza konuşmasına üzüldüm. Ben şehit babasıyım, sordunuz mu bana? Benim acım nedir, nasıl karşılıyorum, benim fikrimi aldınız mı? Almadınız. Bizi çağırmıyorlar. ‘Biz sizin adınıza bu derneklerle muhatabız, onları baz alıyoruz’ diyorlar. Maalesef vatandaş bunun farkında değil” ifadelerini kullandı.

“Suçlamalar beni derinden yaralıyor”

Şehit ailelerinin adına ahkâm kestiklerini vurgulayan Koçak, “Terörün bitmesini istemiyor musun, vatan haini’ şeklindeki suçlamalar beni derinden yaralıyor. Bana böyle şeyler söyleniyor. Ne kadar acı bunlar. Terörün bitmesi istenmez mi? Bunu nasıl böyle düşünebilirsiniz? Terör bitsin, artık hiçbir anne-baba evlat acısı yaşamasın istiyoruz. Ama bunun yolu şehit ailelerinin sesini kısmaktan, onların adına başkalarının konuşmasından geçmez. Şehit ailelerinin hassasiyetleri siyasi tartışmaların dışında tutulmalı. Benim çocuğum gitti. Sen ne bedel ödedin? Hakkımızı helal etmiyoruz. Benim istediğim para değil; adalet, eşitlik ve sesimizin duyulmasıdır” dedi.

“Benim çocuğum kan kaybından öldü, bu acıyı siz bilir misiniz?”

Oğlunun şehit düşmesine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Başkan Koçak, “Benim oğlum orada teröristlerle birebir çatışmaya girdi. Onun orada işi neydi? Vatan için gitti, bayrak için gitti. Hem de samimiyetimle söylüyorum, keyifle gitti. Yedi aylık askerin eline otomatik silah verdiniz. Teröristlerin ilk önce ateş ettiği bir çatışmada benim çocuğum kan kaybından öldü. Bu acıyı siz bilir misiniz? Bu acıyı yaşadınız mı?” dedi.

“Şehit şehittir, rütbesi sorulmaz”

Şehit ailelerine sağlanan ekonomik ve sosyal haklar konusunda da eşitsizlik bulunduğunu savunan Koçak, rütbeli ve rütbesiz şehitler arasında farklı uygulamalar yapılmasını eleştirerek, “Ben para peşinde değilim. Bütün aileler de bunu söylüyor. Biz para peşinde değiliz, biz adaletsizliğe karşıyız. Benim oğlum da orada şehit oldu, senin oğlun da orada şehit oldu. Biri rütbeli, biri rütbesiz. Siz kimsiniz ki rütbeli-rütbesiz diye ayırt ediyorsunuz? Allah bunun hesabını sormayacak mı? Şehit şehittir kardeşim. Vatan, bayrak için gitmiş, adres sormuyor kurşun. Allah kimin ne olduğunu bilir” dedi.

“Para değil, eşitlik istiyoruz”

Şehit ailelerinin ekonomik haklarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Koçak, mevcut ödemelerin yetersiz olduğunu ve şehit aileleri arasında farklılıklar bulunduğunu ileri sürerek, “Bir şehit babasının aldığı maaş 15-16 bin liraya geldi. Ben 16 bin lira alıyorum. Rütbeli şehit olduğunda ise 200 bin liraya kadar maaş alanlar var. Biz para peşinde değiliz. Özlük hakları konusunda ne veriyorsanız diğerine de aynısını verin” diye konuştu.

“Sonuç alamadık”

Dört yıldır şehit ailelerinin haklarının asgari ücret seviyesine yükseltilmesi için mücadele ettiğini belirten Koçak, bu konuda sonuç alınamadığını ifade ederek, “Bir şehit babası asgari ücret seviyesinde alsın dedik. Dört yıldır mücadele ediyorum, o da olmadı. Televizyon ekranlarında şehit ailelerinin maaşlarının artırıldığı söyleniyor ama yanlış bir algıya neden oluyor” diye konuştu.

“Birine başka diğerine başka uygulama yapılmasın”

Koçak, ekonomik taleplerinin temelinde para değil adalet duygusunun bulunduğunu vurgulayarak, “Benim oğlum gitmiş de vatan için gitmiş. Helal hoş olsun. Ben bunun karşılığında para istemiyorum. Ama adalet istiyorum. Birine başka, diğerine başka uygulama yapılmasın” dedi.

“Şehit ve gazi aynı acı üzerinden değerlendirilemez”

Şehitler ile gazilerin durumlarının birbirinden farklı olduğunu da dile getiren Koçak, özellikle hayatını kaybedenlerin ailelerinin yaşadığı acının ayrı değerlendirilmesi gerektiğini söyleyerek, “Gazi ve şehit aynı, bir bütün olamaz. Mümkün değil. Biri can vermiş. Benim oğlum can verdi. 20 yıl oldu. Nereden nereye geldik? Kolunu, bacağını, gözünü kaybetmiş, buna rağmen ‘şükrediyorum’ diyen gazilerimiz var. Onların başımın üstünde yer var. Vücudunun herhangi bir parçasını, bir uzvunu kaybeden gazilerimize minnettarım. Ama can verenin de canı için farkı olmalı. Bunu ayırt etmeliyiz” diye konuştu.

Muhabir: Aslıhan Yıldız, Eylül Vurgun