Antalya’dan ilimize sivil bir ekip geliyor, teknik takipler, izlemeler...
Hoop bir operasyon.
Aksaray’dan 4 iş insanı alınarak Antalya’ya götürülüp 3 gün gözaltı.
Yapılan kovuşturma ve ifadelerin ardından mahkeme, Aksaraylı iş insanlarını serbest bırakıyor.
Bu iş insanları hakkındaki suçlamalar, iş yaptıkları kişilerin havada kalan iddialarından öteye geçmiyor.
Aksaray’da ticaret zaman zaman farklı bir kafayla işliyor.
Birçok yazımda bahsetmişimdir;
Ticarette kimse size zorla mal satmaz ya da siz zorla birinin malını alamazsınız.
Alan şartları bilir, satan da bunu açık açık söyler.
Sonra alıcı, “Vay bana çöktüler, vay beni tefeye tüfeye getirdiler” diye serzenişte bulunur.
Oysaki alıcı, aldığı arabayı ya da gayrimenkulü nasıl, ne şartlarda, nasıl bir vadeyle aldığını bilir.
İş ödemeye gelince tırışka.
Buraya kadar her şey doğal seyrinde.
Onca yoldan gelen sivil ekibin yaktığı mazota, harcadığı emeğe biraz yazık olmuş.
Asıl konumuz;
Son zamanlarda kendisini kamu görevlisi gibi gösterip, özellikle ‘kolluk kuvvetleri ya da adli makamlara yakınlığım var’ diyerek illegal iş tutmaya başlayanların gerek ülkemizde gerekse ilimizde sayılarının artmaya başladığı duyumları kulaktan kulağa yayılıyor.
İddia odur ki; birkaç ay önce ilimizde yapılan bir kaçak silah operasyonunda ifadeleri alınan şahıslar,
“Bu silahları nereden aldınız?” sorusuna,
Y.T isimli bir şahıstan aldıklarını, bu şahsın kendisini polis olarak tanıttığını, ardından kendisinin polis olmadığını lakin Aksaray Emniyetindeki bazı memurlarla arasının iyi olduğunu ifadelerinde söylemişler.
Bu tür haberlere alışığız, alışık olmasına da...
Başta 40’lı yaşlardaki (Y.T) bu şahıs için nasıl bir işlem yapıldığını merak ediyorum.
Yine ilimizde sıkça kendisine polis süsü veren, yaklaşık bir yıl önce sanayide gariban bir çalışanı,
“Polisim ha bak, burada gizli görevdeyiz, senin de başın yanmasın” diye arabasının yağını değiştiren sahte polisin akıbeti nicedir?
Bitti mi? Bitmedi.
Bakınız en bombası ise birkaç avukat...
Uzun yıllardır Aksaray’da “Benim şu hakimle aram çok iyi, bu savcı kankam olur” diyerek müvekkillerinden “Garanti ben bu davaları alırım” diyerek fahiş fiyatlarla avukatlık ücretleri alıp,
Sonra telefonlara çıkmayan avukatların adliyede cirit attığını ben değil, tüm avukat camiası yakından bilir.
Şimdi hal böyleyken “Yazdıkların şikâyet ve delile muhtaç bilgiler” diye düşünen kanun adamları olacaktır.
Kanun adamları,
Elbette kamuoyunun yakından bildiği ve artık kulaktan kulağa rahat rahat bu yüzsüzlerin ayyuka çıkmış söylemlerini de araştırmak, gerçeği ortaya çıkarmak zorundadır.
Geçtiğimiz hafta ülkemiz Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansuyu konuştu.
Yapılan tüm anketlerde ülkemizin en öncelikli sorunu ne ekonomi ne yaşanan sıkıntılar ne de siyaset.
Tüm anketler, ülkemizdeki adalet sistemi ve adli süreçlerde yaşanan sıkıntılardan dem vuruyor.
Yürekli ve cesur Tunceli Cumhuriyet Başsavcısının 6 yıl öncesinin dosyasını açması, ucu kime dokunursa dokunsun kararlılıkla üstüne gitmesi, dönemin valisi başta olmak üzere birçok kişinin tutuklanması...
Adaletin ülkemizde de nabzının attığına uzun bir aradan sonra hepimiz şahitlik ettik.
Bugün ilimizde, “Ben şöyle bir avukatım, davalarınız garanti” muhabbeti yapan avukatından,
Kendisini polis gibi gösteren yağdanlıkçılara ve silah satanlara yönelik süreçlerin,
Elbette Aksaray kamuoyu vicdanında bir karşılığı olacaktır inancındayım.
Adalet sağlayıcılar, Aksaray’da kimin ne olduğunu eminim çok iyi biliyordur.
Kalın sağlıcakla.
Hepinizin kirpiklerinden öperim.