Kurban Ve Sırat Köprüsü

"Niçin kurban kesilir?" sorusuna eminim hepinizin vereceği cevap bellidir.

Paylaşmanın kutsallığı, birlik, beraberlik, Allah için ibadet, Sırat Köprüsü’nden geçiş...

Fakiri fukarayı anlamak, kollamak, yardım etmek...

Kurbanın özünde ve özetinde, yaşamak istediklerimiz ile yaptıklarımız arasındaki uçurumdayız.

Kurban Bayramı’na kısa bir süre kala başlar telaşe.

Evine hiç et girmemiş ama dipfriz girmiş halkımız, dipfrizlerde yer açmaya başlar.

5 ila 7 kişi bir büyükbaşa ortak girer.

İşin ilginci, Allah için kestikleri dana, düve ya da inek, o 7 kişiden birisini kilosundan Sırat Köprüsü’nden geçiremez gibi görünür.

Kurban, dünya medeniyetlerinin İslam’dan önce de sıkça uyguladığı bir ritüel aslında.

Birçok medeniyeti incelerseniz mutlaka o ya da bu nedenden dolayı kurban kesmişlerdir.

İslam ile hayatımıza giren kurban kesmenin nedenini anlatmama gerek yok sanırım.

Her mümin neden kurban kestiğini az çok bilirdi.

Bilmediğimiz ama sonradan hayatımıza giren kurban geleneklerimiz türedi.

Kestiği kurbanın kaç okka geldiğini övünerek anlatan amcalarımız...

Kurban etlerini dipfrizde saklamak için alınan poşetlerimiz...

Kasaplar önünde “kalan eti de kıyma yaptıralım” kuyrukları...

Ortak girilen kurban kesiminde “senin kovan benimkinden fazla doldu”, “sen etin sırt kısmını aldın”,

“Terazi yanlış tartıyor”,

“Hey, bu kelle benim olsun!” kavgaları da yeni kurban geleneklerimiz arasında uzun zamandır var.

İbadet kısmına gelince:

Kimse demiyor ki “Kurbanı kestik, bunu nasıl dağıtacağız?”

Hz. Muhammed (s.a.s) ne demiş?

Kurban eti 3 taksime bölünür, bu şu demektir:

Kestiğiniz kurbandan çıkan et 50 kg ise; 3’e bölüp 16 kilograma yakınını fakir fukaraya dağıtacaksınız, 16 kilosunu eş, dost, akrabaya; kalan kısmını da ailecek sizler değerlendireceksiniz.

Hali hazırda kurban kimlere farzdı?

Maddi durumu iyi olan, malı mülkü olanlara…

Niçin farzdı?

Zengin ahalimiz, fakir fukaraya senede birkaç gün de olsa et ikram etmesi içindi.

Hali hazırda zengin ahalimizin evine et sıkça girmekte.

Kurban Bayramı’nda onun bolca et stok yapmaya ihtiyacı yok.

Amma gelin görün ki bizim zenginimiz de orta hallimiz de kurbanı bir et stoku olarak görmekte.

Fakire gelince, onlar da zengine imreniyor.

Kredi ya da vadeli kurban kesmek için bütçesini iyicene zorluyor.

Kısaca canlar, kurban anlayışı geçen uzun yıllardan sonra çok değişti, neredeyse anlamını yitirmek üzere.

"Efendim, önemli olan niyet" diyenleri duyar gibiyim.

Ulen, hep bu “iyi niyet” söylemleriyle, kurbağa su taktiği ile toplumun tüm değer verdiği yargıları bir bir yok ettiniz.

Manasını yitirmiş eylemlerin devamı tarifsiz zararlar açar,

Biz de buna “Aman, niyetin iyi olsun” diyerek zemin hazırlarız.

Gerçek manasına hasıl olduğumuz tüm değerlerin özüne dönmemiz temennisiyle...

Kurban Bayramı’nızı kutlarım.

Kalın sağlıcakla,

Hepinizin kirpiklerinden öperim.