Kur’an’ı okurken en önemli sorulardan biri şudur:
“Bu kitap bana ne diyor?”
Çünkü Kur’an’ı yalnızca geçmişte yaşamış insanların hikâyelerini anlatan bir tarih kitabı gibi okumak, onun mesajını kendimizden uzaklaştırır.
Musa, İsa, Nuh ve diğer resuller Kur’an’da anlatılır.
Fakat amaç sadece onların hayatını öğrenmek değildir. Onların yaşadıkları üzerinden bugün bize ne söylendiğini anlamaktır.
Kur’an şöyle der: **“Hiçbir kimse başkasının yükünü taşımaz.”** *(En‘âm 6:164)*
Demek ki başkasının imanını, günahını veya sorumluluğunu üstlenemem.
Kur’an ayrıca: **“İnsan için ancak çalıştığı vardır.”** *(Necm 53:39)*
O halde kitabı okurken ilk sorum:
“Musa ne yaptı?” değil; “Allah bugün bana ne söylüyor?”
“İsa’nın toplumunda ne oldu?” değil; “Bu anlatılanlardan ben ne anlamalıyım?”
“Geçmişte insanlar neye inanıyordu?” değil; “Allah benden ne istiyor?” olmalıdır.
Kur’an insanı aklını kullanmaya, düşünmeye, araştırmaya ve delile bakmaya çağırır:
**“Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme.”** (İsrâ 17:36)*
**“Onlar sözü dinler ve onun en güzeline uyarlar.”** (Zümer 39:18)*
Bu nedenle Kur’an’ı okurken kişilere değil, mesaja odaklanmalıyız.
Mezhep ne dedi? Hadisçi ne dedi? Fıkıhçı ne dedi? Tarikat ne dedi? Bir insan ne dedi?
Bunların hepsinden önce sorulması gereken soru şudur:
Allah ne dedi?
Bir konuda Kur’an açık konuşuyorsa onu kabul ederiz. Açık değilse araştırırız. Ayetleri yine ayetlerle anlamaya çalışırız. Emin olmadığımız bir konuda Allah adına kesin hüküm vermeyiz.
Çünkü Allah’ın söylemediğini Allah söylemiş gibi söylemek de büyük bir sorumluluktur.
Kur’an bize geçmişi anlatırken aslında bugünü gösteriyor.
Kitabı açan insan kendisini onun dışında görmemeli.
“Bu ayet onlara söylendi.” deyip geçmemeli.
Asıl soru: **“Bu ayet bana ne söylüyor?”** olmalıdır.
Çünkü geçmiş geçti.
Bugün kitap benim önümde.
Öyleyse muhatap da benim.
Kur’an’ı başkalarını yargılamak için değil, kendimi anlamak, sorgulamak ve düzeltmek için okumalıyım.
Son söz
Kur’an’ı kişilerin kitabı olmaktan çıkarıp Allah’ın bana hitabı olarak okuduğum gün, okumam değişir.
Artık sorum: “Falanca ne diyor?” değil,
“Allah bana ne diyor?” olur.
Ve belki de Kur’an’la gerçek yolculuk tam burada başlar.