Herkes Kendi Meşrebiyle Gezermiş: Piç Piçle, Puşt Puştla!

Son zamanların en sık sorulan sorularından birisi:

“Bize ne oldu böyle? Biz önceden böyle değildik.”

Zaman, teknoloji, yaşanan sapkınlıklar, adalet sistemi, sosyal medya ve TV’deki kimin eli kimin cebindeki programlar; toplumun ahlak ve değer yargısını değiştirdi.

Şimdilerde her türlü hırsızlığı, yolsuzluğu, sapkınlığı yapanların yanına kâr kaldığı ilginç bir dönemde yaşıyoruz.

Aksaraylılar çok iyi bilir.

Bundan çok değil, 35-40 sene önce bir kadına, çocuğa tecavüz ya da taciz edenleri,

Yakınları hükümet meydanının ortasında, ibret-i âlem için vururdu.

Bu sadece Aksaray’a özgü bir davranış da değildi.

Ya da yüz kızartıcı suçtan cezaevine düşeni, oradaki mahkûmlar kendi yöntemleriyle cezalandırırdı.

Hele hele küçük yaştaki çocuğa cinsel istismar suçundan cezaevine girenlerin, cezaevindeki ibretlik akıbetlerini haberlerde defaten okumuşsunuzdur.

Daha önemlisi, yüz kızartıcı suçları tescillenmiş sapıklar toplum içine çıkamaz, çıksa da toplum bu sapıkları tecrit eder, arasına almazdı.

Günümüzde gelinen noktaya bir bakar mısınız?

Piçi, puştu, çocuk istismarcısı; hiç de yüzleri kızarmadan toplumun içinde, hiçbir şey olmamış gibi yaşamlarına devam ederken,

Onları aralarına alanlar da sanırım onlar gibi bir meşrebe sahip oldukları için hiçbir şey olmamış gibi davranıyorlar.

Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de İsra Suresi 84. ayetinde buyrulduğu gibi: De ki, “Herkes, kendi mizaç ve meşrebine göre iş yapar.”

Asırlar önce kutsal kitaba girmiş bu ayet bize apaçık gösteriyor ki;

Toplumda, sapık, istismarcı, hırsız, kendisini farklı gösteren insanları eğer birileri yanına alıyor, barındırıyorsa, onların da bu piçlerden hiçbir farkı yok demektir.

Siz hiç aslanın eşekle dost olduğuna tanıklık ettiniz mi?

Hadi bunların meşrebi böyle, pislikleri kaldırıyor ve bunlarla görünmek, aynı yolun yolcuları oldukları için onlar adına doğal bir yaşam tarzı olmuş.

Ya bunları toplumun saygın, her konuştuklarında toplumun değer yargılarının önemine vurgu yapan, ahlaktan, saygıdan, toplumun değerlerinden dem vuranlar nasıl kabulleniyor?

Balık hafızalı bir yaşam tarzında olduğumuz için, “Aman efendim, çoktan unutuldu bunlar” diyenleri duyar gibiyim.

“Bunlar unutuldu” diyenlere:

Bu ahlaksızlar ilk fırsatta o balık hafızalılara unutamayacakları bir sapkınlık yaparlar.

İlla başa bir felaket gelmeli ki beyincikleri öyle çalışsın.

“Sen öyle diyorsun da bak adam kanunen şöyle aklanmış, böyle paklanmış” diyenler de aslında gerçekte öyle olmadığını çok iyi biliyor.

Özetle, merhume Alev Alatlı’nın o meşhur konuşmasından sadece bir mısrasını hatırlayalım:

Her yasa hak helal değildir ve olamaz.

Yasal olarak o ya da bu nedenle tüm kirli işlerinizden, sapkınlıklarınızdan kurtulmuş olabilirsiniz ama bu, sizin bu eylemleri yapmadığınız anlamına gelmez.

Kahve köşelerinde, herhangi bir mecliste ahlaktan, haramdan ve helalden dem vuranlar;

Kapalı kapılar ardında sapkınlıkları henüz deşifre olamayanlardır.

Elbet bir gün, meşrebiyle gezenler tek tek gerçek yüzleriyle yine bu toplumun karşısına çıkacaklardır.

Ve ey güzel halkımız;

Toplum değerlerinin yok olduğunu her fırsatta dile getirip serzenişte bulunacağınıza,

Saflarınızı sık tutarak piçi, puştu saflarınıza almamayı yeniden hatırlayın lütfen.

Size değmeyen yılan bin yıl yaşasa da eninde sonunda size de değecektir.

Kalın sağlıcakla,

Hepinizin kirpiklerinden öperim.