Atık maddeleri filtreleyerek, kan basıncının düzenlenmesini ve sağlıklı kalmak için hayati görevleri üstlenen böbrekler, kronik böbrek hastalığı nedeniyle ciddi hasarla karşı karşıya kalabilir.
Uzmanlar, bu sessiz tehlikeye karşı düzenli kontrol ve erken tanının önemini vurgulayarak, vatandaşları uyardı. Kronik Böbrek Hastalığı (KBH), erken evrelerde genellikle semptomsuz olurken, bu durum, hastaların bir doktora başvurmasını geciktiriyor ve hastalığın ilerlemesine zemin hazırlıyor.
Kronik böbrek hastalığı oranı yüzde 16
Türk Nefroloji Derneği verilerine göre, ülkemizde kronik böbrek hastalığı oranının yaklaşık yüzde 16 civarında olduğu tahmin ediliyor. Düşük farkındalık ve hastalığın sinsi doğası nedeniyle, pek çok kişi maalesef böbrek yetmezliğinin ileri aşamalarında tanı alıyor.
Erken teşhis edilmeyen veya tedavi edilmeyen böbrek hastalıkları; son dönem böbrek yetmezliğine (diyaliz veya böbrek nakli gerektiren aşama), kalp ve damar hastalıkları riskinde artışa, yüksek tansiyon (Hipertansiyon) ve anemi gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.
Bu belirtilere aman dikkat
Hastalık ilerledikçe sürekli halsizlik ve yorgunluk, ödem, idrar alışkanlıklarında değişiklik, ciltte kaşıntı ve kuruluk, mide bulantısı, kusma ve iştahsızlık ile yüksek tansiyon gibi belirtiler görülebiliyor.
Erken tanı için kritik adımlar
Nefroloji uzmanları, böbrek sağlığını korumak ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak için özellikle risk grubunda yer alan bireylerin düzenli kontrollerini kesinlikle ihmal etmemeleri gerektiğini belirtiyor.
Diyabet (Şeker Hastalığı) hastaları, hipertansiyon (Yüksek Tansiyon) hastaları, ailesinde böbrek hastalığı öyküsü olanlar, 60 yaş ve üzeri bireyler, obezite sorunu olanlar risk altında kabul ediliyor.
Böbrek fonksiyonlarının basit kan ve idrar testleriyle (özellikle Kreatinin düzeyi ve idrarda protein kontrolü) izlenmesi hayati önem taşır. Rutin sağlık kontrollerine böbrek ultrasonografisi de dahil edilmelidir.





