İş yerinin önünde oturur, ‘Tebeşir geldi yavrular, çarşıda 25 burada 15 yavrular’ diye bağırırdı. Tebeşir almaya gittiğimizde, ‘çarşıda 15 burada 25 dedim’ derdi. Hakikaten bazen de öyle derdi. Espri yapar, güler 15 kuruştan verirdi.
Kendisi yoksulluktan, azimle, çalışmayla, özveriyle, sıkıntılardan geçerek, variyetli bir duruma gelmiştir.
Eskiden, kışlık ve yazlık sinemalardaki, oynayacak filmler için mahallelerde, filmin afişleri, bir tahtaya yapıştırılır, gezdirilirdi. Öğlen ve akşam matineleri için ilan yapılırdı. Tahta bir insanın sırtında, eline bir de huni verilir. O kişi bağırarak A dedo, dikkat dikkat, bu akşam falan sinemada, baş roldeki, artistleri ve diğer artistleri sayar, filmin konusunda bilgi vererek, mahalle mahalle gezer, seyirciyi sinemaya davet ederdi.
İşte bu insanlardan biri de Kömürcü Mehmet Baysal’dı. Ekmeğini taştan çıkartarak yılmadan çalışarak variyetli bir duruma geldi.
Yıllar sonra ofisimde otururken baktım Mehmet Amca geldi. Buyur ettim oturttum. Merak da ettim, ikram faslından sonra, sebebi ziyaretini sordum. İşin gerçeği o güne kadar selamlaşmamız bile biraz soğuk olurdu.
Söze başladı dedi ki, ‘Arslan Bey hayrıma bir okul yaptırmak istiyorum. Bana yardımcı olur musun?’ Şok olmuştum, o kadar sevinmiştim ki anlatamam. Birden ne diyeceğimi bilemedim. Kendime geldikten sonra derhal, ‘Mehmet Amca emrin olur’ dedim. ‘Nereye düşünüyorsun, kaç derslik olsun?’ diye sordum. ‘Sen nereye dersen, öyle olsun’ dedi. Benim ne ücret alacağımı sordu, ‘Mehmet Amca, hayır işinden ücret almam mümkün değil, beni sevaptan mahrum mu edecen’ dedim. ‘Plan dahil yapacağım hiçbir işlemden ücret almam mümkün değil’ dedim. ‘Alsaydın’ falan dedi o jeste de memnun oldu.
Kömürcü Mehmet tebeşir satacak, Arslan Tolga Mimar olacak. Hayra okul yapılacak. Bunlar Allah’ın bir lütfu diye düşündüm. Hala da öyle düşünüyorum. Elhamdülillah.
Nerede olur diye düşünmeye görüşmeye başladık. Dedim ki şehrin en ihtiyacı ve fakir olan bölgesini tercih edelim.
Belediyeye gittik, imardaki arkadaşlara okula çok ihtiyaç duyulan hangi fakir bölgesi varsa imar planında da okula ayrılan neresi varsa bir bakalım, yardımcı olun dedim. ‘Arslan Bey, şu yerde çok ihtiyaç var, o bölgedeki çocuklar okula gitmek için karda kışta, yazda sıcakta perişan oluyorlar. İmar planında gösterilen bu yere yapılırsa, sıkıntıdan kurtulur. İhtiyaca çok büyük cevap verir, arsa da belediyeye ait’ dediler.
Bu bilgileri aldıktan sonra zamanın Belediye Başkanına çıktık. Anlattık, arsa parası istedi. Etme, gitme dedik, hayır işi yapılacak dedik olmaz da olmaz. Kaymakam Cemal Erten’e telefon açtım. Durumu anlattım. O zaman daha ilçeyiz. ‘Üzülmeyin Arslan Bey, arsa parasını ben Niğde İl Genel Meclisinden çıkartırım, belediyeye öderiz’ dedi. Allah razı olsun her şeyi halletti.
Planı yaptık, inşaat başladı. Ustalar bulundu Mehmet Amca inşaatı zevkle yapıyor. Ancak inşaat zor, usta, işçi çalıştırmak zor. Biz delalet ediyoruz, inşaat ilerliyor. Bayağı ilerledi.
Bir Ramazan Bayramı öncesiydi. Bir haber geldi ki Mehmet Amca hastalanmış acil Hacettepe Üniversitesine götürmüşler. Bayram öncesi ustalar haksız bir istekte bulunmuş, kabul etmemiş, sinirlenmiş, şeker komasına girmiş. Acil götürmüşler. Gerekli tedaviyi görüp iyileşince geldi. Bu arada inşaat da tabii durdu, yarım kaldı.
Yine ofisimde otururken, bir haber geldi. ‘Mehmet Amca ve Niğde Valisi Ahmet Özyurt, Mehmet amcanın işyerinde sizi bekliyorlar, gelmenizi rica ediyorlar’ dediler. Gittim. Hangarın içindeki küçük bir yazıhanede, Mehmet amcaya, vali ve kaymakam geçmiş olsuna gelmişler. Ben de vardım. Sohbet sırasında Mehmet amca çektiği sıkıntıları anlatıyor, böylece bırakacağını söylüyor. Vali, kaymakam ikna edemiyorlar. Vali, ‘Bayındırlığa devret biz tamamlayalım’ diyor. Kabul etmiyor. Ben dedim ki, ‘Mehmet amca, Allah seni ölümden kurtardı, tekrar sağ salim geldin. Allah, ‘Canını bağışladım, git o hayrını tamamla’ demek istiyor. Bu işin tamamlanması lazım. Allah öyle istiyor’ deyince şöyle bir düşündü, ‘Tamam’ dedi. Valiye, ‘Bayındırlığa devretmem ancak Arslan Tolga bana yardımcı olursa kendim yaptırırım’ dedi. Ben de ‘Tabii yardımcı olurum’ dedim. Yardımcı olduk.
İleriki zamanlarda, inşaattayken, vali ve kaymakam bakmaya gelmiş. Kaymakam, valiye bizi biraz fazla övmüş ki vali, ‘size resmi inşaat verelim’ diye çok ısrar etti. Resmi inşaat yapmayı bazı sebeplerden dolayı istemediğim için kabul etmedim. Çok ısrar etti. ‘İnşaata başlamadan, ihrazat yapın, para verelim, hiç kırım yapmadan verelim’ diye çok ısrar etti. Baktım vazgeçmiyor, ‘Vali Bey benim işim pek çok, sizi aksatırım’ dedim. Giderken, ‘Siz yine de bir düşünün’ dedi. Ben de ne aradım ne sordum. Bunlar siyasete girmeden önceki zamanlardaydı.
Okul bitti, Mehmet amca bana, ‘Bir de bando takımı ve izci takımı kurulmasını istiyorum’ dedi. O aklıma geldi. Cumhuriyet okulunda çocukların bando törenlerini seyreder çok severmiş demekki. ‘Ne masraf gerekiyorsa vereceğim’ dedi. Onlar da yapıldı. Diğer ihtiyaçları da giderildi. Okul açılışında Mehmet amca da ben de davetliydim. Sevinçten uçuyordu. Birçok zaman gerekli ihtiyaçlarını gördüğünü duyuyordum. Allah Kömürcü Mehmetlerimizi çoğaltsın, Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun inşallah. O okuldan vatana, millete hayırlı öğrenim görmüş insanlar çıksın. Analım bizim de faydamız olsun.”
Mimar Arslan Tolga’nın kaleminden…




