Balkondan Seyretmek...

"Fikirlerini benimsemediğim, hatta bazılarına şiddetle karşı olduğum; buna rağmen birçok şiirinden ve tespitinden etkilendiğim İsmet Özel’in bilindik bir cümlesidir:

'İnsanlar hangi dünyaya kulak kesilmişse, öbürüne sağır.'

Empati yoksunluğunu, bencilliği, duyarsızlığı ve umursamazlığı tek bir cümleyle bundan daha iyi anlatmak zor.

Ülkenin sürüklendiği ekonomik koşullar insanımızı toplumsallıktan bireyselliğe iterken; siyasal dinciliğin ve dışlayıcı milliyetçilik biçimlerinin ürettiği taassup ya da ideolojik körlük içinde olanlar bu yazının muhatabı değildir.

Muhatabım; her şeyin farkında olup da 'nemelazımcı' bir tutumla balkondan seyredenlerdir.

Ekonomik koşullar altında ezilenler için yalnızca 'Allah yardımcıları olsun' demeyi yeterli bir insani görev sananlardır.

'Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır' hadisi, bu 'fileto' Müslümanlar için cami minberlerinden verilen bir vaazdan öteye geçmez.

Bu tutuma en sık memur kesiminde rastlıyoruz.

Kendi eylemsizliklerinin yarattığı vicdani rahatsızlığı bastırmak için karınca misali yangına su taşıyanların emeğini ve enerjisini sömürmekle yetinmezler; bir de bencilliklerini üstenci bir tavırla savunmaya kalkarlar.

Sizi 'taraf olmakla', 'siyaset yapmakla' suçlarlar.

Oysa güçlünün karşısında, mazlumdan ve haklıdan yana taraf olmak kadar erdemli ne olabilir?

Başarılı olunur ya da olunmaz; bu ayrı bir tartışmadır.

Ancak eğitimde fırsat eşitliği, sağlıkta güvence, sokakta güvenlik, ekonomide refah, atamalarda liyakat, siyasette dürüstlük, devlette hukuk ve yargıda adalet istemek;

Bunlara sadık kalacağına inanılan bir partiyi desteklemek 'siyasetçilik' değil, vatandaşlık görevidir.

'Azıcık aşım, ağrımaz başım' diyerek sustuğumuz, kulaklarımızı tıkadığımız, görmezden geldiğimiz haksızlıklar bugün bize dokunmasa da yarın çocuklarımızın ya da yakınlarımızın başına gelme ihtimali her zaman vardır.

Kızılay eski Genel Başkanı Kerem Kınık’ın kızının, 8’de 8 kusurlu olduğu ölümlü trafik kazasında bir gün bile tutuklu kalmamasını hatırlayın.

Platon’un dediği gibi: 'Siyasetle uğraşmamanın cezası, sizden daha aptal olanlar tarafından yönetilmektir.'

'Zulüm bizdense, ben bizden değilim' sözünün sahibi Rachel Corrie, 24 yaşında bir gençti.

2003 yılında, Filistinli bir ailenin yıkılmak istenen evine siper olduğu için İsrail buldozerlerinin altında kalarak hayatını kaybetti.

Onun yüreğinde taşıdığı vicdan ve merhamet, bu insanlar için anlamsız ve boşa harcanmış bir hayattır.

Sizce de gerçekten öyle mi?

Bu haftanın filmi, konumuzla çok alakalı olan, Frank Capra'nın yönetmenliğini yaptığı 1939 yapımı klasik bir siyasi drama: 'Mr. Smith Goes to Washington' (Bay Smith Washington’a Gidiyor).

Esenlikler dilerim.