Bir annenin sosyal medyada paylaştığı fotoğraf, eğitim sisteminin görünmeyen ancak son derece somut bir sorununu gözler önüne serdi. Annenin ifadesine göre, ilkokul çağındaki bir çocuğun çantasında, zorunlu ders materyallerinin dışında tam sekiz adet matematik kitabı bulunuyor.

Bu paylaşım üzerine birçok kişi, okullardaki dolap sistemlerinin yetersizliğine dikkat çekti. Öğrencilerin tüm kitaplarını her gün eve taşımak zorunda kalmaması için okullarda kilitli dolapların olması gerektiği fikri yaygın bir çözüm önerisi olarak sunuldu. Ancak bu mesele, sadece bir dolap eksikliğiyle açıklanamayacak kadar derin bir yapısal soruna işaret ediyor.

Okul güvenliğinde Aksaray kontenjanı belli oldu
Okul güvenliğinde Aksaray kontenjanı belli oldu
İçeriği Görüntüle

Sekiz matematik kitabı normal mi?

Yazının sahibi olan bir İTÜ Mimarlık ve Mühendislik mezunu, kendi eğitim hayatından bir karşılaştırma yaparak durumu daha da çarpıcı bir noktaya taşıyarak, dört yıllık lisans eğitimi boyunca sadece dört, yüksek lisansında ise bir adet matematik kitabı kullandığını belirtti. Bu, ilkokul çağındaki bir çocuğun sadece bir ders için taşıdığı kitap sayısıyla tezat oluşturuyor. Peki, bu kadar çok kitap gerçekten gerekli mi?

Bu durum, eğitim sistemimizin öğrenme odaklı olmaktan çok, materyal ve ezber odaklı bir yaklaşıma sahip olduğu eleştirisini güçlendiriyor. Her konunun farklı bir kaynaktan veya yardımcı kitaptan işlenmesi, öğrencinin temel bilgileri kavramasından ziyade, sürekli yeni kaynaklarla boğuşmasına yol açıyor. Bu da hem fiziksel hem de zihinsel bir yorgunluğa neden oluyor. Çocukların fiziksel gelişimini olumsuz etkileyen bu ağır çantalar, aynı zamanda öğrenmeye karşı isteksizlik ve bıkkınlık yaratabiliyor.

Çoğunlukla “sistem böyle” deyip geçiştiriliyor

"Sistem böyle" demek, çoğu zaman sorunun kaynağını dışarıda aramak anlamına geliyor. Ancak bu fotoğraf bize, sorunun tam da sistemin kendisi olduğunu, yani bizim beklentilerimizin çocukların kapasitesini aştığını gösteriyor. Öğretmenlerin, velilerin ve hatta devletin belirlediği müfredat ve beklentiler, çocukları sadece fiziksel olarak değil, aynı zamanda ruhsal olarak da ağır bir yükün altına sokuyor.

Muhabir: Kaan Recep Atalay, Haber Merkezi