Türkiye’yi derin bir yasa boğan 6 Şubat merkezli büyük depremlerin üzerinden tam tamına 2 sene geçerken, Aksaray’da yaşayan ve kızı ile 2 torununu Hatay’da Rönesans Rezidans enkazında kaybeden ve naaşlarına da ulaşamayan Suna Öztürk, yetkililerden destek bekliyor. 

 Suna Öztürk, 26 Mart 2024 tarihinde Aksaray’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın otobüsünün arkasından koşarak sesini duyurmaya çalışmış ancak başarılı olamamıştı. O görüntüler sosyal medyada da gündem olmuştu.

“2 Yıldır Ben Adalet, Vicdan, Merhamet Arıyorum”

Deprem gecesinde Zihinsel Engelliler Öğretmeni Tuğba Koşar’ı aradığını ancak ulaşamadığını, daha sonrasında oğlu ile arabaya binerek 5 saatte Hatay’a gittiklerini anlatan anne Suna Öztürk, “Oğlumla birlikte Hatay Antakya’ya gittiğimizde bina tamamen yan yatmıştı. Yan yattığını görünce tabii biz de bir korktuk acaba neredeler diye. Binanın sağından solundan koşuşturduk ama bina çok yan yattığı için bizimkiler altta kalmışlar, ulaşmanın imkânı yok. Biz 5 saatte gittik, 5 saat gittikten sonra baktık yani durum o şekilde daha hiç kimse yoktu, yardımlar da yoktu, enkazlardan çıkanlar yardımda bulunuyorlardı. Bizim bu iki yıllık mücadelemiz 6 Şubat 2023 saat 4:17 ile birlikte başladı. O günden beridir ben üç tane evladımı arıyorum. Kızım Tuğba Koşar 36 yaşında, torunlarım Mustafa Kemal Koşar üç yaşındaydı, Mehmet Akif Koşar sekiz aylıktı. O günden beri ben adalet, vicdan, merhamet arıyorum. Gitmediğim kurum kuruluş kalmadı” dedi.

Aldatıcı Reklama 218 Milyon Lira Ceza!
Aldatıcı Reklama 218 Milyon Lira Ceza!
İçeriği Görüntüle

“Kayıpların Bulunması İçin CHP Milletvekili Önerge Verdi Ama AK Parti ve MHP’li Vekiller Reddetti”

TBMM’ye gittiklerini, kayıpların bulunması için başvurduklarını söyleyen Öztürk, “Rönesans Rezidans enkazında 52 kişi kayıp ve diğer kayıplar da var bunların toplamı 795 kişi. Bu kayıpların bulunması için Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne önergeler verildi. Bunu CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara ve Ali Öztunç onlarla birlikte verdiler. Ama önergeyi AK Parti ve MHP milletvekilleri reddettiler. Biz bu önergenin kabul edileceği düşüncesiyle çok umutluyduk. Onların kabul etmemeleri ile birlikte bizler tekrar bir daha enkaz altında kaldık ve o gündür bugündür ben enkazın altından kalkamıyorum. Bu acıların enkazların altında kaldık. Bu önergelere ret veren milletvekillerimiz de bizlerin çaresizliğinin, dermansızlığının, ağırlığının altında kalsınlar diyorum. Kayıplarımızın bulunması onların bu önergeyi kabul etmeleri ile birlikte olacaktı. Şu anda kabul etmedikleri için elimizdeki bütün delil ve bulgular zaten kaybolmak üzere, ulaşamıyoruz” açıklamasını yaptı.

“Yalçın Coşkun’un da Adalet Önüne Çıkmasını Talep Ediyorum”

Rönesans Rezidans'ın şantiye sorumlusu Yalçın Coşkun’un Karadağ'da yaşadığını, Adalet Bakanlığının bu şahsı alması için kırmızı bülten çıkarılması gerektiğini belirten Öztürk, “Binanın müteahhidi Yaşar Coşkun, şu anda tabii ki tutuklu bulunmakta. Onunla birlikte diğer sorumlular da tutuklu bulunmakta. Yalçın Coşkun’un da yakalanıp onun da adalet önüne çıkmasını talep ediyorum. Cenazesi çıkanların davaları sürüyor ama bu 52 tane kaybın davaları hala başlamadı 2 yıl olmasına rağmen. Hakimi ve savcısı da zaten daha belirlenmemiş. Biz bu bilgilere ulaştık onun için bir an önce bu davaların da başlamasını istiyoruz. Kayıpları mızın bulunmasını istiyoruz” dedi.

“Halk Olarak Hükümetin Varlığını Omuzlarımızda Hissetmek İsterdik”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim döneminde talihsiz bir açıklama yaptığını söyleyen Öztürk, “Hatay'da merkezi yönetimle yerel yönetim birlikte olmadığı için Hatay bad-el harab-ül Basra oldu. Yardımlar gitmedi’ dedi. Evet Sayın Cumhurbaşkanım çok doğru söylüyorsunuz, Hatay bad-el harab-ül Basra oldu. Basr olan insanlarımız da buradalar. Bizler daha bu kayıp çocuklarımıza ulaşamadık. Bizler halk olarak hükümetin ve devletin elinin varlığını, birliğini omuzlarımızda hissetmek isterdik. Sizin bu cümleniz beni çok üzdü, çok yordu. Lütfen bir an önce Sayın Cumhurbaşkanım babasınız, dedesiniz, elinizi vicdanınıza koyun siyasi hırslara yenik düşmeden. Sayın Emine Erdoğan size de sesleniyorum bir anne anneanne olarak, lütfen bizim kayıplarımızın bulunması konusunda Sayın Cumhurbaşkanımızla bir konuşursanız, bizlerin bu feryadını duyun. Bir de şunu söyleyeceğim Sayın Cumhurbaşkanım sizler evet insani olarak eli kırılan, kolu kıran ya da herhangi bir sıkıntısı olan vatandaşlarımızı arıyorsunuz, geçmiş olsun dileklerinde bulunuyorsunuz. Biliyorsunuz ben sizin peşinizden koştum bayağı bir gündem oldum. Ama bir gün olsun ‘Bu annenin derdi nedir sıkıntısı nedir, acaba bunun üç tane evladı nerede dışarısı soğuk onların kemikleri nerede? Suna Öztürk’ü çağırın onun derdine bir çare olalım’ diyebilirdiniz. Beni çağırmasanız dahi buradaki 52 tane kayıp vatandaşımızın ailelerini çağırsaydınız, bizlere bir varlığınızı birliğinizi bildirseydiniz. Dertlerimize çare olmanızı istiyoruz. Bir an önce bu sorumluların yakalanmasını, adalet önüne çıkmalarını, kayıpların bulunmasını istiyoruz” sözlerini kullandı.

“Bakan Mahinur Hanım ‘Depremde Kayıp Çocuk Yok’ Dedi, Benim 2 Tane Yitik Kuzumu Verin”

Ankara AFAD şube müdürü ile görüşmesinde bir poşet kemik bulunduğunu söylediğini, ancak bu kemiklerin akıbetini bilmediklerini belirten Suna Öztürk, “Ben de bu bir poşet kemiğin bir an önce DNA testinin yapılmasını istiyorum. Bu bir poşet kemiğin içinde 40 tane kemik varsa 30'u yandıysa on tanesi sağlamdır. Belki benim kayıp çocuklarım bulunmayacak ama oradan bir tane benim gibi kalbi yanan acılı bir annenin acısı dinecek, bir kemiği de olsa bir mezarı olacak. AFAD'ın elinde mi adli tıbbın elinde mi yoksa bir yerde hani atıl vaziyette mi gömülü mü yani bunun acısı da bizi çok mahvediyor. Ben bu kemiklerin akıbetini de öğrenmek istiyorum. Sayın Ali Yerlikaya evet sizlerin bize destekleri var sizden Allah razı olsun.  Sizden öncekileri biz biliyoruz ama siz el attınız, bizim kayıplarımızla ilgileniyorsunuz. Yalnız bütçe görüşmelerinde sadece 45 saniyelik bir görüşme oldu. 795 kişi kayıp onlar ölüm karnesi aldığı için 75 kişinin arandığını söylediniz. Bunun 30 tanesinin çocuk gerisinin yetişkin olduğunu, 25’inin yabancı uyruk gerisinin Türk olduğunu söylediniz. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Mahinur Hanım da ‘Türkiye'de depremde kayıp çocuk yok’ dedi. Ben bu çelişkinin de açıklığa kavuşmasını istiyorum. Benim iki tane yitik kuzumu verin ben başka bir şey istemiyorum. Benim sizlerden talebim bir diş bir kemik parçası... Kızımın da torunlarımın da bir mezarları olsun. Beni bu ıstıraptan kurtarırsanız çok sevineceğim Sayın Ali Yerlikaya. Bizlerin üzerinden elinizi çekmeyeceğinizden çok eminim” dedi.

“19 Anne Bir Araya Geldik Kayıp Aileleri Platformu’ Kurduk”

Kayıpların bulunması için kayıp ailelerinin dernek kurduğunu ancak derneğin çok başka bir yöne gittiğini de söyleyen Öztürk, “Biz dernekten yardım beklerken, dernek bizleri başka yönlere götürdü. Biz hükümete yürümemiz gerekirken hükümetten yardım istememiz gerekirken bizi başka yönlere götürdüler. Onun için bizim de kayıplarımıza ulaşmamız biraz zor oldu. Derneklere de yapılan yardımlar vardı artık bu yardımlar nerelere gitti nasıl yapıldı bunlardan bizim de herhangi bir bilgimiz yok. Biz bu sıkıntıları yaşadığımız için dernekten ayrıldık.

19 tane anne bir araya geldik, ‘Kayıp Aileleri Platformu’ kurduk. Sosyal medyada şu anda faaliyetteyiz. Bize de Sayın Ali Yerlikaya bu platform üzerinden ulaştı. Onlar da şu anda bir küçük arama komisyonu kurdular ama onlardan gelecek raporu bekliyoruz ama o raporun sonucu ne gelecek nasıl gelecek bilmiyorum” dedi. Özel Haber: Kemal Onur Atalay 

Muhabir: Kaan Recep Atalay, Kemal Onur Atalay